Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Sakarya’da

Sakarya’nın Arifiye ilçesindeki bir düğün salonunda AK Parti Kadın Kollarınca düzenlenen programda partililerle bir araya gelen Çavuşoğlu, Sakarya’da olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Halk oylamasında Sakarya’dan güçlü destek beklediklerini, bu konuda kadınlara çok güvendiklerini belirten Çavuşoğlu, “Sizler çünkü Türkiye’nin geleceğini herkesten daha fazla düşünüyorsunuz. Çocuklarımızın geleceğini, Türkiye’nin, milletin bekasını çok iyi düşünüyorsunuz. 15 senedir bu davayı, bu kutlu yolculuğu, hiç yalnız bırakmadınız. Cumhurbaşkanımız da kadınların siyasette, ailede ve toplum içinde önemini çok iyi biliyor.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, güçlü Türkiye için güçlü sistemin olması gerektiğini vurgulayarak, “Bugün Türkiye güçlü çünkü AK Parti tek başına iktidarda. Esasen bu milletimizin tercihi, sağduyusu ve ferasetiyle olan bir şeydir ama 7 Haziran’da yüzde 42 oy almamıza rağmen tek başımıza iktidar olamadık.” ifadelerini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, yüzde 42 oy oranının Avrupa’daki tüm siyasiler için bir hayal, hayalden de öte ulaşılamaz bir rakam olduğunu dile getirdi.

Koalisyon kurulmadığını, seçimde tekrar tek başlarına iktidara geldiklerini anımsatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Yarın tek başına iktidar olmadığımız zaman, Türkiye’nin geleceği ne olacak? Geçmişteki koalisyon iktidarlarının Türkiye’yi nasıl felakete götürdüğünü, kadınlarımız hepimizden daha iyi bilir. Bugün Türkiye çok güçlüyse 15 senedir içeriden ve dışarıdan tüm engellemelere rağmen yolunda ilerliyorsa bugün Türkiye tüm hainlere karşı mücadele ediyorsa dik duruyorsa yıkılmadıysa ülkeler ekonomik krizlerle battığı zaman bile ekonomisi emin adımlarla büyüyorsa bunun sebebi sistemden değildir. Bunun sebebi Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimizin olmasıdır.”

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonrası ne olacak?” diyen Çavuşoğlu, kim gelirse gelsin, Türkiye’nin sisteminin güçlü olması, istikrarlı olması ve bunun iyi anlatılması gerektiğini kaydetti.

Bugün dünyada Erdoğan’dan daha güçlü, arkasında halk desteği daha fazla olan bir lider olmadığını söyleyen Çavuşoğlu, “Recep Tayyip Erdoğan’ın neden güce ihtiyacı olsun. Şu anki anayasa, cumhurbaşkanına çok yetki veriyor. Kenan Evren zamanında vermiş yetkileri, karşılığında sorumluluk yok. Referanduma götüreceğimiz sistem, esas Recep Tayyip Erdoğan sonrası Türkiye için gerekir. Recep Tayyip Erdoğan sonrası Türkiye’nin sigortasıdır, bu getireceğimiz sistem. Bunu çok iyi anlatmamız lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, demokrasilerde birden fazla sistem olduğunu dile getirerek, “Ama bizdeki karman çorman sistem, ikili, üçlü sistem, kriz sebebidir geçmişte olduğu gibi. 2001 krizini hatırlamıyor musunuz anneler? Türkiye’nin yüzde 50 fakirleştiğini, 50 bankanın battığını, bir gecede yüzde 100 devalüasyon olduğunu unuttuk mu? Türkiye’nin geleceği için endişelenmedik mi? Niye? Sistem karmaşası, Cumhurbaşkanı-Başbakan kavgası… Bugün Türkiye’de kavga yoksa Cumhurbaşkanı ile Başbakan ve AK Parti kadroları arasındaki kardeşlik duygusundandır.” diye konuştu.

Türkiye’de 93 yılda 65 hükümet kurulduğuna, Amerika’da ise 225 yılda 45 hükümetin görev yaptığına dikkati çeken Çavuşoğlu, ülkede seçimlerin zamanında yapılmış olması durumunda şu anki hükümetin 2183 yılında ancak kurulabileceğini ifade etti.

Bazı kesimlerin, bu sistemle “cumhuriyetin elden gittiğini” savunduğunu aktaran Çavuşoğlu, “Cumhuriyet, emin ve güçlü adımlarla 100. yılına gidiyor. Sizin haberiniz yok. Bunların Cumhuriyete bir katkısı olmamış, Cumhuriyet sevdası da yok. Avrupa’daki siyasetçiler, niye bu seçimde ilk defa taraf tutuyor, hiç düşündünüz mü? Türkiye’yi çok sevdiklerinden mi? Türkiye’nin geleceğini bizden daha iyi düşündüklerinden mi? Hayır. Bunlar Türkiye’nin büyümesinden, istikrarlı olmasından rahatsız. Türkiye’nin büyümesini kabul edemiyorlar.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Avrupa’nın Türkiye’deki projeleri kıskandığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin büyümesini hazmedemiyorlar. Benden onlara tavsiye; hazmetme kapasitenizi genişletin. Türkiye çok daha büyüyecek, siz bu hazımsızlıkla devam ederseniz çatlarsınız. Türkiye gibi bir ülkeyi yanınızda dost olarak tutmaya çalışın, karşınıza almayın. Bakınız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza Hollanda’da ne yaptılar. Neden? Gidip ‘evet’ kampanyası yapmasın diye. Aynı gün PKK’lılara izin vermediler mi? Almanya’da PKK’lılar gösteriler yapmadılar mı? İsviçre’de PKK’lılar ‘Erdoğan’ı öldürün’ afişi asmadılar mı? ‘Hayır’ kampanyası yapana her türlü desteği ver, ‘evet’ diyenleri engelle. Dışişleri bakanını engelle, genel başkan yardımcılarını, milletvekilleri engelle, PKK’lılara kucak aç. ‘Türkiye’nin iç işlerine karışma.’ demek için 16 Nisan’da sandık başında ne diyeceğiz?

Avrupa’ya en güzel cevabı 16 Nisan’da vereceğiz. Bu millet herkese haddini bildirecek. 16 Nisan yaklaşıyor, onların kucak açtığı PKK’lılar, Kandil’de ve sığındıkları inlerinde, ‘Evet çıkarsa biz bittik, o yüzden hayır verin.’ diyenlere, vatanını, milletini bayrağını seven Sakaryalılar 16 Nisan’da ne diyecek? 15 Temmuz hain darbe girişiminde tüm Sakaryalılar sokaktaydı. Vatana, millete sahip çıktı, ne kadar teşekkür etsek az. Referandum öncesi gece gündüz ‘hayır’ çalışması yapanlara, ‘Bu milletin tek sahibi millettir’ demek için 16 Nisan’da sandıkta ne diyeceğiz? Tüm hainlere, ‘Bu vatan topraklarında size yer yok’ demek için ‘evet’ diyeceğiz. 16 Nisan’da en güzel cevabı bu hainlere, millet verecek.”

Bakan Çavuşoğu, “hayır” diyenlerin anayasa maddeleri üzerinden tartışma yapmadığını, her gün bir yalan uydurduklarını ve çaresiz olduklarını dile getirerek, “Bazı CHP’liler Antalya’da yaşayan yabancılara, Ruslara gidip, ’16 Nisan’dan sonra sizi zorla Müslüman yapacaklar, rejim değişiyor, şeriat geliyor, sakın-bazıları vatandaşlar-oy vermeyin.’ demiş. Konsolos da koşa koşa bizim il başkanlığına gelmiş, ‘CHP’liler böyle bir şey söylüyor, var mı gerçekten?’ diye sormuş.

İki oy alabilmek için Türk insanına, milletine güvenerek Türkiye’de yaşamayı tercih eden insanlara bu korkuyu salmak dürüstlük müdür, vatanseverlik midir? Bu acizliktir. İşte bunların içine düştüğü durum budur. Her gün Kılıçdaroğlu yeni bir yalan uyduruyor. Diyoruz ki ‘Bir gün yalan bulamazsa doğru söyler.’ diye ama yalan bulmakta da zorluk çekmiyor maşallah üstat. Okumadığı için de arada doğruları söylüyor. Esasen bıraksak sadece Kılıçdaroğlu kampanya yapsa ‘evet’ oyları yüzde 10 daha artar.” ifadelerini kullandı.

Milletin selameti için MHP ile teklifi meclisten geçirdiklerini ve milletin önüne getirdiklerine işaret eden Çavuşoğlu, “Üzüldüğüm konu ne biliyor musunuz? ‘MHP’yi ele geçiremedim, Bahçeli’ye küstüm.’ diye bu referandumda ‘hayır’ oyu vereceğini söyleyen ülkücüler ve milliyetçiler. Bu parti, sen, ben meselesi değil. Bu Türkiye’nin geleceği, devlet, millet, bayrak meselesi. MHP’li kardeşlerimize söyleyin; referandum sonrası da parti içi hesabınızı görebilirsiniz, nefsimize yenilmeyelim.” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye için hayati bir oylamaya gidildiğini, 18 maddenin çok iyi okunması ve anlatılması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsanların okumasını sağlayalım. İddia ediyorum ki ‘hayır’a ikna etmek için çalışan bir kişi, madde madde neden ‘hayır’ verilmesi gerektiğini vatandaşa anlatsın, vatandaşların yüzde 75’i yine de ‘evet’ der. Bu 18 maddeyi gördükten sonra vatandaş daha da iştahlanıyor, ‘Bu bizim istediğimiz sistem.’ diyor. Vatandaş okumamış henüz, okumasını sağlayalım.”

Bakan Çavuşoğlu, daha sonra Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nu makamlarında ziyaret ederek, bir süre basına kapalı görüştü.

Üniversiteli Akil Gençlik Öğrenci Topluluğunca Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sebahattin Zaim Konferans Salonu’nda düzenlenen “Genç Kürsü” programında konuşan Çavuşoğlu, öğrencilerle beraber olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Böylesi zor bir dönemde nasıl dış politika izlemeleri gerektiğine kafa yorduklarını belirten Çavuşoğlu, “Dünyada değişiyor insanların öncelikleri, tercihleri de değişmeye başlıyor ama dünyada baktığımız zaman birçok sınamalarla karşı karşıyayız, zorluklar var. Aynı şekilde önümüze çıkan fırsatlar da var. Bu zorluklarla nasıl mücadele etmeliyiz, önümüze çıkan fırsatları nasıl değerlendirmeliyiz? Ekonomik denge ve güçte nereden nereye gidişat var, ekonominin kendisi nasıl değişiyor, dış politikanın unsurları değişiyor mu? Bakıyorsunuz sanayi ağırlıklı ekonomiden bilişim, teknoloji ve hizmet ağırlıklı ekonomiye doğru geçiş var.” diye konuştu.

Düşünülmesi ve üstesinden gelinmesi gereken ciddi sorunlar olduğunu, bunların herkesi etkilediğini belirten Çavuşoğlu, “Sorunları nasıl çözebilirsiniz? İlla sorunların size gelmesini bekleyecek miyiz yoksa sorun varsa oraya gidip yerinde çözecek miyiz? Eğer sorunu yerinde çözmezseniz o sorun size yüzde 100 gelir. Bir yerde terör örgütü varsa onu orada yok etmezseniz dünyanın bir ucundaysanız mutlaka ama mutlaka gelir.” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini, insanlığın karşı karşıya kaldığı sınama ve tehditlere karşı neler yapılabileceği üzerinde çalıştıklarını dile getirerek, sadece fikirlerini paylaşmadıklarını, somut adım attıklarını, strateji belirlediklerini ve çok boyutlu dış politika yürüttüklerini vurguladı.

Batılıların, “Rusya ile daha yakın oldunuz, İslam dünyasına biraz daha zaman ayırmaya başladınız. Türk Konseyini kurdunuz, Türk Birliğini kurmaya çalışıyorsunuz. Asya’ya gidiyorsunuz, Afrika açılımınız ortaklığa dönüştü. Ne oluyor?” dediğini aktaran Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Peki bunu söyleyenlere soruyorum ‘Siz Bugün Körfez’de, İslam dünyasında var mısınız? Sen gidince hesap soruyor muyum, ‘sende de eksen kayması var’ diye soruyor muyum? Sen hangi hakla bana hesap soruyorsun? Sen giderken buralara çok iyi, ben gidince bende eksen kayması olacak. Bu tür yönlendirici ithamlara karşı da net olmamız lazım. Pekala da dünyanın her yerine gidebilmeliyiz. Güçlü Türkiye her yere gitmeli.”

Çavuşoğlu, sorunlara karşı hem karar alma bakımından proaktif hem de adım atılması noktasında etkin olunması gerektiğini, bunu yapmaya çalıştıklarını, inisiyatifler kullandıklarını belirterek, Halep’te yaşanan olaylarda Türkiye’den başka kılını kımıldatan ülkenin olmadığını, 45 bin insanı 4 gün içerisinde zor da olsa kurtardıklarını aktardı.

Girişimci, insani ve vicdani dış politikanın Türkiye’nin dış politikasının en önemli iki unsuru olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Girişimci olmamız lazım sorunları çözmek, ikili ilişkileri geliştirmek için. Şu anda 25’ten fazla ülkeyle ilişkilerimizi Yüksek Düzeyde Strateji İş Birliği düzeyine çıkardık, ortak bakanlar kurulu toplantısı yapıyoruz. Bu düzeyde olmasa bile Stratejik Koordinasyon Konseyleri kuruyoruz. Neden yapıyoruz? İlişkilerimizi, ticaretimizin her yönünü güçlendirmemiz lazım, yatırımlarımızı arttırmamız lazım, ticaretin önündeki engelleri kaldırmamız lazım. Girişimci dış politika anlayışıyla Serbest Ticaret Anlaşmaları, olmuyorsa Tercihli Ticaret Anlaşmaları imzalamak için gece gündüz çalışıyoruz.” diye konuştu.

Bazı ülkelerde insani alanda yatırım ve yardım yaptıklarını belirten Çavuşoğlu, sorumlulukları kapsamında dünyadaki mazlumların bulunduğunu, bu bilinçle Türkiye’nin büyük ve güçlü olması gerektiğini söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin daha güçlü, geleceğinde emin olabilmesi, istikrarın korunabilmesi için bir yönetim değişikliğine gidildiğini kaydetti.

Demokrasinin güçlü olabilmesi için güçler ayrılığının net olması gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Yürütme ile yasama arasında keskin bir ayrım olması lazım. Bugünkü sistemde yürütmeyle parlamento arasında hiçbir ayrım yok. Bugünkü parlamento, hükümeti kesinlikle denetleyemez, hükümetten gelmeyen veya onay vermediği bir yasa tasarısını meclisten geçiremez. Meclis’in iki görevi vardır, yasama ve denetleme. Bugünkü Meclis ikisini de yapamıyor.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, daha sonra basına kapalı devam eden programda öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Hendek Belediyesini de ziyaret eden Bakan Çavuşoğlu, daha sonra kentten ayrıldı.