Bakan Çavuşoğlu Bolu’da

16Çavuşoğlu, Bolu Belediyesi tarafından düzenlenen engellilere tablet bilgisayar dağıtımı töreninde yaptığı konuşmada, kentteki ziyaretine böylesine anlamlı bir törenle başlamanın kendisi için mutluluk verici olduğunu söyledi.

İktidarda oldukları 15 sene boyunca önlerine Türkiye içerisinde birçok engel çıktığını dile getiren Çavuşoğlu, “Tek başına iktidar olduğunuz için ‘Siz bu ülkeyi tek başınıza yönetemezsiniz. Bunu aklınızdan çıkarın.’ diyerek çok engel çıkarttılar ama yılmadık, pes etmedik. Bu engelleri aşa aşa Türkiye’yi büyüttük, büyüttük, büyüttük.” diye konuştu.

İktidarları döneminde, 79 yılda yapılanın kat kat fazlasını gerçekleştirdiklerini aktaran Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Günlük hayatımızda da, siyasi hayatımızda da engellerle karşılaşabiliyoruz. Şahıs olarak da öyle ülke olarak da öyle. Siyasi partiniz varsa yine öyle. Önemli olan engelleri aşabilmektir, engelleri ortadan kaldırabilmektir ve bu anlayışa sahip olmaktır. Bugün Türkiye’nin önüne de çok engeller çıkarıyorlar. İşte görüyorsunuz Avrupa’da, Batı’da özellikle ırkçılığın, İslam karşıtlığının had safhaya vardığı ülkelerde, Türkiye Cumhuriyeti ve oradaki vatandaşlarımıza da engeller çıkartılıyor ama bizim de görevimiz bu engelleri aşmak. Aşıyoruz, inşallah aşmaya da devam edeceğiz.”

Dışişleri Bakanı olarak, AK Parti iktidarının en çok sosyal politikalarını beğendiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Yani insana yönelik. Esasen bizim dış politikamızın da esas unsurlarından bir tanesi vicdanı ve insani dış politikadır. Yani insanı merkeze almayan hiçbir politika başarılı olamaz ve suni, geçici olur. O yüzden bizim en başarılı politikalarımız sosyal politikalarımız. Sağlık da keza öyle. Bugün yurt dışında kaza geçirip veya başına bir şey gelince uçak göndermediğimiz, yani normal uçağa binemiyorsa ambulans uçak göndermediğimiz vatandaşımız yok. Kışın ağır geçtiği yerlerde, Doğuda, Güneydoğuda ambulanslarımız ulaşamadığı için doğum yaparken ya da sancıdan ölen kadınlarımızın fotoğraflarını artık görmüyoruz. Çok şükür karları da dağları da aşıyoruz.”

Mevlüt Çavuşoğlu, sosyal politikalar içerisinde en çok beğendiğinin engelli vatandaşlara yönelik çalışmalar olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

“Hatta ve hatta buna yaşlılarımızı da ekleyebiliriz. Toplumun muhtaç kesimlerine uygulanan politikaları da ekleyebiliriz. Ama bir devlet kendi vatandaşını bir başka vatandaşına muhtaç edecek durumda bırakmamalı. Bizim aile bağlarımız çok güçlü, sosyal dokumuz çok güçlü. O yüzden ekonomik sıkıntılar olduğu zaman bile sarsılmıyoruz, bu bağlardan dolayı. Ama neticede devlet, sosyal devlet her bir vatandaşını kendi koruması altına almalıdır, inancını da günlük yaşantısını da geleceğini de. Ve özellikle engelli vatandaşlarımız, kardeşlerimiz için bu çok önemli.”

Bugün hiçbir ailenin “Yarın benim başıma bir şey geldiği zaman benim engelli çocuğuma ne olur?” diye endişe etmediğini belirten Çavuşoğlu, “Biliyor ki devlet ona bakar. Bakılacak yer de yani bir merkez varsa orada da bakar, evde bakılması gerekiyorsa evde de bakar, tedavisi hastanede olacaksa orada da bakar, tedavisi özel bir klinikte ya da merkezde olacaksa orada da bakar, nerede ihtiyaç duyulacaksa orada bakar. Eğitimin eğer okulda verilmesi gerekiyorsa okulda verileceğini bilir. Özel merkezde verileceğini biliyorsa orada olacaksa orada verileceğini bilir. Evde verilecekse de evde eğitimini verir. Bu işte, bizim insana verdiğimiz değerin göstergesidir.” şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, bugün fiziki engeli olan vatandaşların o fiziki engeli azaltabilmek ya da tedavisini yapabilmek için kullanmadıkları teknoloji ve imkanın olmadığını belirterek, “Robotik cihazlardan tutun da ne gerekiyorsa… Hangi ilaç ücretinin ne olduğu önemli değil. Yeni mi çıktı. Hemen getirtiyoruz. Hemen sosyal güvenlik sistemine sokuyoruz. Devlet karşılıyor. 5 bin dolarmış, 10 bin dolarmış fark etmez. Eskiden ‘yarısını oradan al, yarısını bul, yarısını bulma, yarısı yok, yarın gel gene yok,’ neler, neler, neler çektik neler. İnsanlar arasında ayrım yapılmaz. Engelli, engelsiz diye de ayrım yapılmaz. Paralı, parasız, fakir veya zengin diye de ayrım yapılmaz.” ifadesini kullandı.

Engelli çocukların topluma kazandırılması esnasında aynı zamanda topluma katkı sağlamasının da temin edilmesi gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, bunun için engelli vatandaşların istihdam edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, herkesin bu devlete ve millete yapabileceği bir şeyler olduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Az ya da çok. Özel sektörde ve devlette engelli vatandaşlarımızın istihdamı için çok çalıştık. Hem de hiç haksızlık yapmadık. Adaletsizlik yapmadık. Ya kura ile yapıyoruz, ya da sınavla yapıyoruz. Torpil işlemez. İşlememesi de gerekli zaten. Burada haksızlık yapan kul hakkı yemiş olur. O yüzden hiçbir torpile gerek kalmadan bunu gerçekleştiriyoruz. Özel sektöre de kota koyuyoruz. Engelli çalıştırma kotası. Bu çocuklarımızın, günlük hayatını pozitif tutabilmek için her türlü imkanları da seferber etmek lazım.”

Konuşmanın ardından Bakan Çavuşoğlu, Bolu Valisi Aydın Baruş, Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay ve MHP Bolu İl Başkanı Adem Evcil, engelli çocuklara tablet bilgisayar dağıttı.

Engelli bir bebeği kucağına alarak seven Çavuşoğlu, kendisine hediye edilen çiçeği de başka bir engelli çocuğa verdi.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mavi Salonda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini Tartışalım” konulu konferansta konuşan Çavuşoğlu, 16 Nisan’da Türkiye için çok önemli bir hükümet sisteminin oylanacağını söyledi.

Çavuşoğlu, 1984’ten bu yana cumhurbaşkanlığı sisteminin, başkanlık sisteminin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, birçok ülkede farklı yönetim sistemleri olduğunu ancak önemli olanın sistem değil, o ülkenin istikrar içinde yürümesi olduğunu ifade ederek, “Demokrasinin işlemesinin en önemli kriteri, demokrasinin sandıktan başlamasıdır. Zamanında sandığın milletin önüne konulması ve milletin tercihinin yansıması. Yine demokrasilerde önemli olan güçler ayrılığının olması. Çünkü dengeler lazım. Demokraside kuvvetler var. Sivil toplum örgütü de demokraside önemli bir kuvvettir. Ama dengeler kurulması lazım. Dengeler olabilmesi için o güçler arasında ayrılığın da olması lazım. Özellikle de yürütme, yasama ve yargı arasında güçler ayrılığının net olması lazım. Yine hukukun üstünlüğünün olması lazım. İnsan hakları olması lazım ve yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının net bir şekilde tesis edilmesi lazım.” şeklinde konuştu.

Herkesin bir sistemi olduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bizdeki karma bir sistem. Bizdeki ikili sistem. Hem cumhurbaşkanı sistemi var şu anda hem de başbakanlık sistemi var. Cumhurbaşkanını halk seçiyor. Başbakanı da halk seçiyor. Başbakanın hükümete başkanlık etme yetkisi daha iyi. Yani yürütmenin başkanı olarak çok yetki var. Aynı yetkiler cumhurbaşkanında da var. Ne yapacağız? Yarın bu Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi, uyumsuz cumhurbaşkanı ile başbakan olduğu zaman kavgaya, krize dönüşmez mi? Dönüşür. Ömür boyu böyle mi gideceğiz. 15 senedir Türkiye’de kriz yok diye daha doğrusu tüm krizlere rağmen üstesinden geliyoruz diye yarını düşünmeyecek miyiz? 15 senedir Türkiye’de istikrar varsa her şeye rağmen AK Parti’nin tek başına iktidar olmasından.”

Büyük devletlerde kişilerin yerine sistemin güçlü olması gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Recep Tayyip Erdoğan da fani. Erdoğan bu sisteme göre en fazla iki kere seçilebilir. Recep Tayyip Erdoğan kendisini, kendi partisindeki arkadaşlarını, milletvekillerini, belediye başkanlarını 3 dönemle sınırlamış bir kişi. Bu başka hiçbir partide yok. Hani cumhurbaşkanımıza diktatör diyorlar ya. Kılıçdaroğlu 7 seçim kaybetti hala orada. Yani şunu söylemeye çalışıyorum, herkes gelir geçer. Ama bizim sistemimizin güçlü olması lazım. Sistemin içinde güçler ayrılığı, denetleme, hesap verme olmalı ama sistem kardeşi kardeşe kırdıracak ve toplum içinde çarpışmaya yol açacak bir sistem olmamalı.”

Bolu’da bir otelde iş adamları ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerine hitap eden Çavuşoğlu, Türkiye’de demokrasinin güçlenmesi ve özgürlük alanlarının genişlemesi için 15 senedir hep reform yaptıklarını, attıkları her adımın geriye değil ileriye olduğunu söyledi.

Türkiye’de seçimlerin özgürce yapıldığını ifade eden Çavuşoğlu, “Geçtiğimiz seçimlerde problem oldu. Doğu ve Güneydoğu’da, PKK tehdidi nedeniyle kırsal kesimlerde vatandaşlarımız oylarını özgür iradesiyle kullanamadı. Bu bir tehdit. Vatandaş canını düşünmüş. Buna da tedbir almamız lazım.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’deki sistem parlamenter sistem mi yoksa cumhurbaşkanlığı sistemi mi? Bana göre ikisi birden. Bizde yani hem parlamenter sistem var hem de cumhurbaşkanlığı sistemi. Neden? Anayasanın verdiği yetkilere bak. Başbakan yürütmenin başıdır. Yetkileri var. Vatandaşlar başbakanı seçiyor parlamento üzerinden, partilerin üzerinden. Başbakan bu yetkileri kullanıyor. Peki cumhurbaşkanı? Cumhurbaşkanını da vatandaş, millet seçiyor. Başbakanın elindeki yasaların ve anayasanın verdiği yetkilerin aynısı, tıpa tıp aynısı hatta daha fazlası cumhurbaşkanında var. Nasıl olacak bu iş? Hangisi yürütmenin başı olacak? Şu anki cumhurbaşkanımız istese her hafta Bakanlar Kuruluna başkanlık yapar. Başbakan ne olacak. Bugün başbakan ile cumhurbaşkanı aynı partiden, sorun yok. Yarın farklı farklı partilerden olamaz mı?”

– “ABD’de 225 yılda 45 başkan, Türkiye’de 93 yılda 65 hükümet”

Türkiye’de seçimler zamanında yapılmadığı için normalden fazla sayıda hükümet kurulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, şayet seçimler zamanında olsa şu anki hükümetin 2183 yılında kurulması gerektiğini belirtti.

ABD’de geçen ocak ayında görevine başlayan Donald Trump’ın 45’inci başkan olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, bu ülkenin 225 yılda 45 başkan gördüğünü kaydetti.

Çavuşoğlu, Türkiye’de ise 93 yılda 65 hükümet kurulduğuna değinerek, “Neden biz başaramayacağız bunu? Neden belediyede başardığımızı, Türkiye’de başarmayalım.” değerlendirmesini yaptı.

İngiltere’de birinci partiye tek başına iktidara gelebilmesi için mecliste fazladan 50 sandalye verildiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, şunları anlattı:

“İtalya geçen sene koalisyonu engelleyecek düzenlemeleri neden yaptı? Çünkü İtalya 10 yıl boyunca koalisyonlardan çok çekti. İtalya’da krizler oldu, siyasi krizler. Sürekli hükümet değişiyor. İstikrarın olmadığı yerde ekonomi büyür mü? İstikrarın olmadığı bir ülkede çarklar çalışır mı? Bürokrasi işler mi? İşlemez. 3-4 ayda değişen bakanların olduğu yerde bürokrasiye söz geçirilebilir mi? Geçirilemez.”

– Koalisyon dönemlerindeki milletvekili transferleri

Bakan Çavuşoğlu, koalisyon sistemlerinde Meclisin ve etik değerlerin erozyona uğradığını dile getirdi.

Geçmişte yaşanan milletvekili transferlerine değinen Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“Milletvekili transferlerini unuttunuz mu? Para veya başka şey demiyorum. Bakan olamadık diye diğer partilere geçen milletvekilleri koalisyon iktidarlarını bozmadı mı? Bozdu. Oraya geçti. Orada da bakan olamadı başka yere geçti. Bizim millet olarak siyasetçiye, özellikle de Meclise olan güvenimiz bunlardan dolayı düştü. O yüzden Meclisin de güçlü olması lazım. Yürütmenin de güçlü olması lazım. Yargının da bağımsız ve tarafsız olması lazım. O yüzden bizim koalisyonlarla heba edecek vaktimiz yok. Güçlü bir iktidarın olması lazım. Yüzde 50 artı 1 ile seçilmesi lazım hükümeti kuracak kişi. Hem sistem hem de hükümet güçlü olacak.”

– “Muhtarlık kalkıyormuş, STK’lar kapatılıyormuş”

Çavuşoğlu, oylanacak 18 madde dışında “hayır” kampanyası yürütenler tarafından söylenen her şeyin gerçek dışı olduğunu vurguladı.

“Hayır” kampanyası söylemlerinden örnekler veren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Muhtara gidiyorlar, ‘Bu yeni düzenlemede muhtarlık kalkıyormuş aman ha hayır.’ Oraya gidiyorlar, ‘Sivil toplum örgütleri kapatılacak, tek adam olacak, hiçbir sivil toplum örgütü kalmayacak, hayır dememiz lazım.’ Antalya’da, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını almış Ruslara gidiyor, ‘Şeriat rejimi geliyor, 16 Nisan’dan sonra sizi zorla Müslüman yapacaklar’ diyor. Oysa bizim ecdadımız cihan devletiydi, gittiği yerde herkesin inancına saygı gösterdi, herkesi inancı, dini, kültürü ile yaşamasına müsaade etti. Biz o medeniyetten geliyoruz. Niye korkutuyorsun bu insanları, iki tane orada oy alabileceğim diye.”

Çavuşoğlu, korku salıp insanları huzursuz ederek “hayır” oyu istendiğine dikkati çekti.

Asılsız söylemlerden örnekler vermeye devam eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu kadar düştük mü? Yakışır mı? Diğer tarafa gidiyor, ‘Aman ha Cumhuriyet elden gitti, gitti, sakın ha sakın.’ Nereye gitti Cumhuriyet? Bayrağımız ay yıldızlı bayrağımız, başkentimiz Ankara. Tanımı da yapılmış, ‘Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir. Bu maddeler değiştirilemez’ diye, duruyor anayasada. Nereye gidiyor? Dert başka. Dert ne biliyor musunuz? ‘Ben yüzde 50 artı 1’i alamam, hayallerim tamamen biter. O yüzden bana hiç fırsat gelmez. Bugüne kadar zaten gelmedi.’ Bununla uğraşacağına, Türkiye’nin geleceğiyle ilgi ne üretiyorsun, ne vadediyorsun, bunun üzerinde çalış.”

Lost Password