Bakan Çavuşoğlu NTV’de gündemi değerlendirdi

Bakan Çavuşoğlu, NTV’de gündemi değerlendirerek soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son bir ay içinde yaptığı yurt dışı ziyaretlerinin Türkiye’nin dış politikada proaktif ve öncü olduğunun göstergesi olduğunu belirten Çavuşoğlu, Erdoğan’ın dünyanın en büyük 4 ülkesini ziyaret ettiğini hatırlattı.

Hindistan’a şimdiye kadarki en başarılı ziyaretin yapıldığını söyleyen Çavuşoğlu, adeta psikolojik bir duvarın yıkıldığını, dostluk ve iş birliği bakımından önemli mesafeler kat edildiğini dile getirdi.

Daha sonra Soçi’de yapılan görüşmenin Rusya ile en verimli ziyaret olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Çin ziyaretindeki ikili görüşmeler, imzalanan ve hazırlık aşamasındaki anlaşmalarla Çin ile ilişkileri ileri götürmek için adeta yeni bir sayfa açıldığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin’in ardından ABD’ye yaptığı ziyaretin önemine dikkati çeken Çavuşoğlu, görüşmelerin kapsamı ve atmosferine bakıldığında çok farklı bir ziyaret olduğuna, ilişkileri ileriye götürecek bir platform oluştuğunu bildirdi.

Çavuşoğlu, “Bazı konularda görüş ayrılığımız var ama o görüş ayrılığı olan konularda bile belli prensip anlaşmalarına vardık. Dolayısıyla hem ikili ilişkiler hem bölgesel konular, ABD ile bazı konulardaki dayanışmamız ve verilmesi gereken mesajlar bakımından önemli bir ziyaretti. Sayın Cumhurbaşkanımız verilmesi gereken mesajları hem baş başa görüşmede hem de heyetler arası çalışma yemeğinde, ki iki saat sürdü o yemek, tüm mesajları net bir şekilde verdiler.” diye konuştu. Çavuşoğlu, kendisinin de gerek arazideki tecrübeleri gerekse daha önceki tecrübeleri aktararak bazı konuların oluşturabileceği riskleri ve gelecekte hata yapılmaması için atılması gereken adımları anlattığını belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, ABD ziyaretinin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi, ikili ilişkiler, ticaret, savunma sanayi iş birliği dahil her konunun samimi ve dostane bir ortamda görüşüldüğü, son derece verimli bir ziyaret olduğunu ifade etti.

– Rakka operasyonu

Rakka operasyonuna ilişkin bir soruya cevaben Çavuşoğlu, DEAŞ’a karşı mücadele koalisyonunun en etkili ülkelerinin Türkiye ve ABD olduğunu söyledi.

ABD’nin DEAŞ’a karşı Rakka dahil iş birliği yapmak istediğini dile getirdiğini ancak Türkiye’nin bu iş birliği için bazı kriterleri olduğunun altını çizdi. Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Ama bu iş birliği için bizim de şartlarımız, kriterlerimiz var. Biz başından beri doğru gruplarla, doğru ve sonuç alıcı stratejilerle DEAŞ’a karşı mücadele etmemiz gerektiğini söylüyoruz. Ve DEAŞ sonrası Suriye’nin geleceğini de planlamamız gerekiyor. Ayrıca Astana ve Cenevre süreçleriyle oluşan atmosfer ve siyasi çözüm, Esed’in gitmesi dahil tüm konularda neler yapılması gerektiğini biz başından beri net bir şekilde savunuyoruz. Kendilerine şunu da hatırlattık, 2012’de Türkiye’nin tavsiyelerini dinlemediklerinden dolayı üzüntü duyduklarını ve hata yaptıklarını McMaster (ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral H. R.) da ikili görüşmemizde söylemişti. O heyetler arası görüşmede ben bunu da hatırlatarak bugün de biz objektif dengeli ve gerçekçi önerilerde bulunuyoruz. Gizli ajandamız da yok. Dolayısıyla ilerde bizim tavsiyelerimizi dinlemediğiniz için üzüntü duyarsınız, duyacaksınız dedik.”

Demokratik güçler adı altında da olsa, çoğunluğu Arap da olsa içinde YPG’lilerin olduğu bir yerde Türkiye’nin olamayacağını vurgulayan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaret sırasında bu mesajı net bir şekilde karşı tarafa anlattığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD tarafına Türkiye’nin YPG’ye karşı mücadele edeceğini ve angajman kurallarını uygulayacağını aktardığını dile getiren Çavuşoğlu, bu konuda ABD tarafının olumsuz herhangi bir şey söylemediğini, tepki göstermediğini ve anlayışla karşıladığını söyledi.

Çavuşoğlu, “Kendileri de YPG dahil hiçbir unsurun Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturmasına müsaade etmeyeceklerini söylediler.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, ABD’nin verdiği silahların sadece Rakka ve güneyinde kullanılacağı, Türkiye’ye karşı kesinlikle kullanılmayacağı, buna müsaade edilmeyeceği ve ayrıca PKK’ya yönelik etkin mücadeleyi Türkiye ile yürüteceklerini aktardığını belirtti.

YPG ve DEAŞ’ın terör örgütleri olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, görüşmede YPG’nin nüfusunun büyük bir kısmı Arap olmasına karşın Münbiç ve Tel Abyad’dan çıkmadığı gibi, burada yaşayan insanları sürgüne gönderdiğini hatırlattıklarını vurguladı. Çavuşoğlu, YPG’nin Rakka’ya girerek kenti DEAŞ’tan kurtarmayı değil, kendisine alan yaratmak, ilerde bir kanton hatta bağımsız devlet oluşturmayı amaçladığını anlattıklarını dile getirdi.

Çavuşoğlu, ABD tarafının Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini, YPG’ye böyle bir vaatte bulunmadıklarını ve böyle bir oluşuma karşı olacaklarını söylediğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Obama yönetiminden farklı olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye’ye karşı tutumun da samimi olduğunu gördüklerine vurgu yaptı.

Fakat hem Suriye hem Irak’ta arazideki kişilerin Obama yönetimiyle aynı olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, “Arazide bu kafadaki kişilerin yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Tabii ki biz bir ülkenin iç işlerine karışmayız, ABD bizim müttefikimiz, dostumuz. Ama eski yönetimi etkileyen kişiler olduğu sürece arazide riskler oluşabilir. Biz bu konudaki uyarılarımızı da yaptık.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, “(ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi ) Brett McGurk kesinlikle PKK ve YPG’ye net bir şekilde destek vermektedir. Bu kişinin değişmesinde de fayda vardır.” diyerek, ABD tarafına bu kişilerin devam etmesinin oluşturabileceği riskleri isim vermeden hatırlattıklarını söyledi.

Türkiye’nin ABD’den silah alımı konusunda mevcut engellerin tamamen kalkacağını ve savunma sanayisinde iş birliğinin süreceğini ifade eden Çavuşoğlu, ABD’nin bu konuda verdiği teminatı samimi gördüklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in iadesi konusunda Trump yönetimini Obama yönetimine göre daha samimi bulduklarını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, bu konuyu çok ciddi şekilde ele aldığını ve Türkiye’nin taleplerini ve kendilerine ulaştırdıkları belgeleri titizlikle incelediklerini söylediğini aktaran Çavuşoğlu, Türkiye’nin de beklentilerini dile getirdiğini kaydetti.

Gülen’e ilişkin ABD’de de bir soruşturmanın açılması gerektiğini ifade ettiklerini anlatan Çavuşoğlu, verdikleri dosyaların yanında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve diğer kurumlardan uzmanları da ABD’ye gönderecekleri bilgisini paylaştı.

Çavuşoğlu, “Tüm boyutlarıyla neler yapıldığını kendilerine anlattık. Bilgi paylaşımı yapıyoruz ve iade edilinceye kadar da geçici tutuklama dahil bazı tedbirlerin alınması gerektiğini söyledik. Trump da bu konuyu çok ciddi şekilde değerlendirdiklerini bize söyledi. Toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Türkiye Dışişleri Bakanı olarak beni görevlendirdiler. Tüm çalışmaları biz koordine edeceğiz.” diye konuştu.

– “Bu şantajsa senin yaptıkların neydi”

Alman milletvekillerinin İncirlik’e ziyaret taleplerinin, Türkiye tarafından bu süreçte uygun bulunmaması nedeniyle geri çevrilmesinin ardından Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in, “şantaj yapılamaz” ifadesi kullanmasının hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, “Almanya Dışişleri Bakanı böyle bir açıklama yapmışsa saygısızlık yapmıştır.” dedi.

Mevkidaşıyla ilişkileri düzeltmek için görüşmeler yaptıklarını dile getiren Çavuşoğlu, bu süreçte karşı tarafın kendisinin otel odasını bile iptal ettirdiğini, bakanları ve milletvekillerini engellediğini ancak kendi talepleri yerine getirilmediği zaman bunu “şantaj” olarak değerlendirdiklerini söyledi.

Çavuşoğlu, “Bu şantaja giriyorsa senin yaptıkların neydi? Bunu izah et. Biz her şeye rağmen aklıselim bir şekilde yaklaşıyoruz.” ifadesini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, Almanya’nın Türkiye’ye nasıl davranması gerektiğini görmesi ve kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini belirterek, diplomasinin temel ilkelerinden birinin de karşılıklılık esası olduğunun altını çizdi.

Almanya’nın İncirlik’ten çekilme kararı alma olasılığına ilişkin de Çavuşoğlu, “Kendileri bilir. Yalvaracak değiliz. Gelmek istediler, DEAŞ’a karşı koalisyonda biz kendilerine yer açtık ama her şey onların istediği gibi, onların keyfine göre olacak değil. Bunu bilmeliler. Ayrılmak istiyorlarsa da onlara yalvaracak değiliz. Onlar gelmek istedi, biz yardımcı olduk. Ayrılmak istiyorlarsa da ‘Güle güle’ deriz.” değerlendirmesinde bulundu.

-“Merkel’den görüşme talebi gelmedi”

NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Angela Merkel arasında görüşmenin söz konusu olup olmadığına yönelik soru üzerine Çavuşoğlu, şu ana kadar böyle bir talep bulunmadığını söyledi.

Trump ve Erdoğan’ın yine Brüksel’de görüşeceklerini teyit ettikleri bilgisini veren Çavuşoğlu, bunun yanı sıra Avrupa Birliği (AB) liderlerinden talep geldiğini ve görüşme yapılacağını aktardı. Çavuşoğlu, “Ama Merkel’den henüz bir talep gelmedi. Gelirse de tabii ki görüşürüz. Biz sorunların diyalog yoluyla çözülmesinden yanayız.” şeklinde konuştu.

Mevlüt Çavuşoğlu, 25 Mayıs’ta yapılacak NATO Zirvesi’nde, yapılması düşünülen Türkiye-AB Zirvesi’ne ilişkin programın biraz daha netleşeceğini, tüm ülkelere uygun bir tarihin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

NATO Zirvesi’nden Türkiye’nin beklentilerini de değerlendiren Çavuşoğlu, terörle mücadelede kurumun artık daha etkin olması gerektiğine dikkati çekti. NATO’nun müttefikleri tehditlere karşı korumak için kurulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, NATO’nun tehdit eden kim olursa olsun ve tehdit nereden gelirse gelsin bu dayanışmayı göstermesi gerektiğinin altını çizdi.

– Ankara’daki Suriye konulu toplantı

Bakan Çavuşoğlu, Suriye’ye ilişkin çalışma gruplarının oluşturulması için görüşmelerin devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda Ankara’da görüşmeler devam ediyor. Pazar günü İran’da görüşmeler olacak. Astana süreci gerçekten etkin şekilde ilerliyor. Bu konuda Türkiye’nin rolü de çok önemli. Kazakistan’ın ev sahipliğinde en son kabul edilen belgelerin Suriye’nin sadece ateşkesin sağlanması ya da barışın temin edilmesi değil, esasen siyasi çözüm ve Suriye’nin geleceği bakımından önemli olduğunu düşünüyoruz.”

Cenevre sürecinin de başladığına işaret eden Çavuşoğlu, “Muhalifler her zaman olduğu gibi Suriye’nin siyasi geleceğiyle ilgili vizyonunu net bir şekilde ortaya koydu. Yeni anayasa, seçim, ülkenin seçime hazırlanması, geçiş hükümeti gibi konular da görüşülmeye başladı.” dedi.

Çavuşoğlu, Ankara’da Suriye’ye ilişkin bugün yapılan görüşmeye dair, “Uzmanlar çalışıyor. Ruslar da burada, bizim arkadaşlarımız burada, istihbaratımız, bizim bakanlıktan diplomat arkadaşlarımız. Bu kabul edilen belgeler, çatışmasızlık belgesi ve kabul edilen diğer üç tane belge daha var. Bunların uygulanmasıyla ilgili görüşmeleri sürdürüyorlar arkadaşlarımız.” diye konuştu.

Çatışmasızlık bölgelerinin güvenliğinin hangi ülkelerin askerleriyle sağlanacağına ilişkin bazı önerilerin ortaya atıldığını ifade eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Değişik ülkeler Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında misyona askerler verebilir ama bir kurumun gözetiminde olmasını da arzu ediyoruz ama değişik ülkelerden, yani özellikle Rusya’dan, Türkiye’den hangi ülkelerden askerler olabilir, bunlar gayriresmi öneriler. O yüzden ülkelerin isimlerini de vermek istemiyorum. Öneriler var ama henüz somut adımlar yok ya da alınan kararlar yok, hangi ülkeden ne kadar asker gelecek. BM çatısı altında olursa esasen bu konuda kimsenin tereddütü de olmaz.”

– “Rum kesimi saçma öneriler sundu”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis’in dün Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde ara bölgede yaptıkları görüşmeyi değerlendiren Çavuşoğlu, “İzlenecek yol haritası konusunda KKTC’de bir mutabakat var.” dedi.

En son garantör ülkelerin katılımıyla yapılan beşli konferansta birçok konuda açıklık olması ile Yunanistan ve Rum kesiminin güvenlik, garanti ve toprak konusunda hazır gelmemesi nedeniyle bir sonuç elde edilemediğini hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Dünkü toplantıda ise Rum kesiminin garip garip önerileri üzerine sonuç elde edilemedi. Rum kesimi, diğer dört konudaki, dört fasıldaki açık konuları şimdi konuşmak bile istemiyor. Oysa iki tarafın yaptığı müzakerelerin temelinde bunlar var. Bunları görüşmeleri gerekiyor. Diğer konular garantörlerle birlikte görüşülür. Neymiş efendim, konferansı tamamlayalım, konferansın ilk gününde garanti ve güvenlik konularını çözelim, ikinci gününde de toprak meselelerini çözelim ve ondan sonra beyefendinin eli rahatlayacakmış, dönüşümlü başkanlık dahil idari konularda da kendileri bir iyilik yapacakmış. Tabii bu saçma önerileri Türk tarafı reddetti.”

Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile dün yaptığı telefon görüşmesinde de Türkiye ve KKTC’nin çözüme belirlenen parametreler çerçevesinde hazır olduğunu ilettiğini ifade etti.

Türkiye’nin Kıbrıs müzakere sürecini yakından takip ettiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Gerekirse ben de önümüzdeki günlerde adaya bir ziyarette bulunacağım.” diye konuştu.