Çavuşoğlu, 10. Türk-İtalyan Forumu’na katılmak üzere İtalya’da

İtalya Dışişleri Bakanı Angelino Alfano ile görüşmesinin ve 10.Türk-İtalyan Forumu’ndaki hitabının ardından Bakan Çavuşoğlu, mevkidaşı Alfano ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Rusya’nın Soçi kentinde yapılan liderler zirvesi ve Suriye’nin geleceğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, Soçi’de Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin Astana süreci ve Suriye konusunda atılan adımlar, yansımaları ve bundan sonra ne yapılacağını değerlendirdiklerini aktardı.

Siyasi çözüm, terörle mücadele, (Ulusal) Diyalog Kongresi’nin görevi ve katılımlar gibi konuların ele alındığına dikkati çeken Çavuşoğlu, toplantıda üç ülkenin Suriye’nin toprak ve sınır bütünlüğü ile egemenliğini vurguladığını belirtti. Çavuşoğlu, Türkiye’nin, Suriye’deki siyasi çözümün gerçek sahibinin de Suriye halkı olduğunun altını çizdiğini bildirdi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) dahil tüm ortaklarla diyaloğunu sürdüreceğini dile getiren Çavuşoğlu, Suriye’de siyasi çözümün ardından bölgenin ekonomik kalkınma ve yeniden inşası için AB’nin de önemli bir rolü olacağını kaydetti.

– NATO tatbikatındaki Atatürk ve Erdoğan düşmanlığı skandalı

Türkiye’nin, NATO’nun kurucu üyelerinden, NATO’ya en çok katkı sağlayan ve NATO’nun karşı karşıya kaldığı sınamalarda en güçlü duruş sergileyen müttefiklerden biri olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Türkiye’nin NATO’yla birlikte yürütülecek çalışmaları sürdüreceğini aktardı.

Norveç’te yaşanan krizden (Norveç’te yapılan NATO tatbikatı sırasında “Atatürk ve Erdoğan” düşmanlığına ilişkin olay) sonra da NATO müttefikleri ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Türkiye’nin NATO için önemini bir kere daha vurguladığını hatırlatan Bakan Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz, Türkiye olarak hava sahamızı korumak istiyoruz çünkü çok ciddi tehditler var. Esasen hava sahamızı korumak veya güvenliğimizi tesis etmek için ihtiyaç duyduğumuz hava savunma sistemi dahil diğer ihtiyaçlarımızı biz karşılamak için NATO üyesi ülkelere öncelik veriyoruz. Fakat son zamanlarda NATO müttefiki olan ülkelerden bazıları basit silahlar dahil ihtiyacımız olan savunma sistemlerini Türkiye’ye vermemek için ciddi bir direnç gösteriyor. Benim hava savunma sistemimi kurmam lazım. Müttefiklerimden de alamıyorum. O zaman mutlaka başka bir yerden almak durumundayım. Acil ihtiyacım var.”

Türkiye’nin orta derecede ortak üretim ve teknoloji transferi konusunda da çalışmalarını İtalya ve Fransa ile yürüttüğünü belirten Çavuşoğlu, Türkiye ile İtalya’nın savunma sanayinde büyük bir ortaklığı bulunduğunu söyledi. Çavuşoğlu, çünkü İtalya’nın Türkiye’yi rakip gibi değil ortak olarak gördüğünün altını çizdi.

Diğer Avrupa veya NATO üyesi ülkelerin de bu konuyu Türkiye üzerinde bir koz, siyasi bir enstrüman olarak kullanmaması gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, “O zaman biz ya kendimiz üretiyoruz ya da bize bunu sağlayan bir ülkeden alıyoruz. Rusya’dan ilk defa hava savunma sistemi alan ülke de biz değiliz. Yunanistan’da da S-300’ler var.” dedi.

Türkiye’nin “Avrupa’dan, NATO’dan uzaklaşıp Rusya’ya yaklaştığı” yorumuna ilişkin böyle bir şey olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, Türkiye’nin Rusya’yla kriz öncesi dönemde ilişkileri çok daha iyiyken bunun sorgulanmadığına ancak şimdi eleştirildiğine dikkati çekti. Çavuşoğlu, hatta Türkiye ile Rusya arasındaki kriz döneminde ilişkilerin düzeltilmesi tavsiyesinde bulunanların şimdi iki ülkenin ilişkilerinin yakınlığını eleştirdiğini söyledi.

– AB ile ilişkiler

Türkiye’nin hiçbir tarafa kaymadığının altını çizen Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB üyesi ülkelerle hiçbir sorunu olmadığını, aksine ortakları olarak AB üyesi ülkeler ne kadar güçlü olursa Türkiye’nin de kendini o kadar güçlü hissedeceğini anlattı. Avrupa’da Türkiye’ye yönelik olumsuz tutumların AB’nin değerleriyle örtüşmediğini kaydeden Bakan Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Şunu anlamamız lazım, hepimiz çok yönlü dış politika izliyoruz, hakkımız da var. Ben başka ülkelere, kıtalara gittiğim zaman sizden ‘Zemin kayması mı var?’ deniyor. Bakıyorum, bunu sorgulayan ülkelerin hepsi bizim gittiğimiz yerlerde siyasi ve ekonomik olarak daha güçlü var. Ben seni sorguluyor muyum, ‘Sende zemin kayması mı var, oralara gitmişsin, Afrika’ya, İslam dünyasına, Suudi Arabistan’a, Katar’a, Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Kazakistan’a, Türkmenistan’a’ diye? Hayır, o zaman sen hangi hakla beni sorguluyorsun? Buradaki esas anlayıştaki sakatlık şu, bazı Avrupa ülkeleri kendini büyük patron olarak görüyor ve kendisinin her yaptığı doğal ama diğer, Türkiye gibi ülkeler onların kuralından, sisteminden çıkmamalı. Ne uzağa gidebilir ne içeri girebilir.

Angelino çok güzel söyledi, Batı Balkanlar’da bizim iş birliği yapmamız lazım. Ama Fransa Cumhurbaşkanı (Emmanuel Macron), Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la da arası çok iyi, ona rağmen ‘Biz Balkanlar’a gitmezsek onlar Türkiye’ye yanaşır’ diyor. Türkiye’yi sen düşman olarak mı görüyorsun? Şimdi Avusturya’nın yeni Başbakan adayı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kurma hayaliyle yaşayan bir genç arkadaşımız. Kurabiliyorsan hayırlı mübarek olsun. Ama ‘Balkanlar’da Türkiye bizim rakibimiz’ derken sen hangi anlayışla diyorsun? Bende böyle bir anlayış yok. Oysa Balkanlar’ın istikrarı için bizim iş birliği yapmamız lazım.”

Türkiye ile AB arasında sorunlar, farklılıklar olabileceğini söyleyen Çavuşoğlu, ama Türkiye’yi eşit ortak olarak görmeye başlarlarsa ilişkilerin sağlıklı şekilde yürüyeceğini bildirdi.

Türkiye’nin politika ve pozisyonlarında herhangi bir değişiklik bulunmadığının altını çizen Çavuşoğlu, her ülkenin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak bazı adımlar atabileceğini kaydetti. Çavuşoğlu, politikaların birbirine alternatif değil, tamamlayıcı olduğunu vurguladı.