Çavuşoğlu, 24 TV’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı

Çavuşoğlu, 24 TV’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

IKBY referandumunu değerlendiren Çavuşoğlu, “Biz sadece ‘yapmayın etmeyin’ deyip kestirip atmadık. Neden yapmamaları gerektiğini ve referandumu iptal ederlerse kendilerine nasıl yardımcı olabileceğimizi de söyledik. Referandumu yaparlarsa da ne ile karşı karşıya kalabileceklerini net bir şekilde izah ettik.” dedi.

IKBY’nin Türkiye’ye verdiği sözleri hatırlatan Çavuşoğlu, “Onların bize bir sözü vardı. Özellikle Barzani’nin. ‘Diğer ülkelerin ne dediği önemli değil, burada Türkiye’nin ne dediği önemli, Türkiye’nin tavsiyelerini dinleriz.’ demişti. Ama gördük ki dinlemedi.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Barzani’ye “Referanduma karşıyız, haklarınızın yanındayız” mesajını yüz yüze yaptıkları görüşmede de birçok kez ilettiklerini belirterek “Referandum yaparlarsa karşı karşıya kalacakları tehditleri de kendilerine izah ettik. Kim nereden saldıracak, hangi yaptırımlar olur, şu anda anayasa ile elde ettikleri hakları da kaybedeceklerini, kaos oluşacağını, aynı şekilde Kürt Bölgesel Yönetimi içinde de siyasi kargaşalar olacağını, hepsini söyledik.” ifadesini kullandı.

Barzani’nin şu anda masada zayıf kaldığını, “önce referandumu yaparım, sonra Bağdat’la görüşürüm” düşüncesiyle hareket ettiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Referandumu iptal etseydi Bağdat’a karşı eli çok güçlü olacaktı. Tüm ülkeler, P5 ülkeleri, daimi üyeler, bizler, AB, herkes varsa bunların elde edemediği haklar, o konuda yardımcı olacaktı. Ama şimdi hiç kimseyi dinlemediler.” dedi.

Tüm dünya karşıyken Barzani’nin referandumda ısrarcı olduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Barzani’nin derdi, kendi başkanlığını sürdürmek. Çünkü bölgesel yönetimde Barzani gücünü kaybetti. Diğer partiler kendisine karşı. Diğer partiler, anayasaya meclisin toplanması için seçim kanununu getirme şartını da koydular. Bu seçim kanunu geldiği zaman başkanın süresi de belli olacak. Şu anda belli olmayan bir süreç. Uzun zamandır bölgesel yönetimin başkanlığını yürütüyor ve seçim olsa kaybedeceğini biliyor. Kendi koltuğunu korumak için esasen Kürtlerin geleceğini tehlikeye attı.”

– “KDP’nin temsilcisine ‘Türkiye’ye gelme’ dedik”

Türkiye’nin IKBY’ye yönelik hangi adımları atacağını değerlendiren Çavuşoğlu, “Biz aşama aşama adımlarımızı atacağız. Aşama aşama atarken bir, bundan sonra bizim muhatabımız Bağdat’tır. Bağdat’tan gelen talepleri dikkate alacağız.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin IKBY’yi muhatap alıp almadığı yönündeki soruya, “Şu anda zaten KDP’nin temsilcisi burada olsaydı ‘Ülkeyi terk et’ diyecektik. Şu anda zaten Erbil’de olduğu için ‘Gelme kardeşim’ denildi. Burada olsaydı ‘Ülkeden ayrıl’ diyecektik. Daha önce KYB’nin temsilcisini, özellikle PKK’ya alan açtığı için biliyorsunuz gönderdik. Bundan sonra böyleyiz. Bize karşı yanlış yapan herkese karşı biz de gerekli tedbirlerimizi alırız. KDP temsilcisi burada olsaydı gönderecektik. Ama orada olduğu için telefonla arkadaşlar aradılar, ‘Türkiye’ye gelme kardeşim’ dediler. O da ‘Ben anladım mesajınızı’ dedi.” yanıtını verdi.

Bakan Çavuşoğlu, “Türkiye’nin Erbil Başkonsolosunun çekilmesi söz konusu mu?” şeklindeki soruyu, Erbil Başkonsolosluğunun Irak Dışişleri Bakanlığının izniyle açıldığını belirterek “Biz Erbil Başkonsolosluğunu açarken Erbil’den izin almadık, Bağdat’tan izin aldık. Dolayısıyla burada bizim muhatabımız Bağdat yönetimidir, Irak Dışişleri Bakanlığıdır.” diye cevapladı.

– “Irak’ın talebi olursa sınır bütünlüğünü koruması için destek veririz”

Türkiye ve Irak’ın yürüttüğü ortak askeri tatbikatları değerlendiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin Irak’ın ulusal birliği ve sınır bütünlüğünü desteklediğini vurguladı.

Çavuşoğlu, “Irak’ın sınır bütünlüğünü destekliyoruz demek, sadece kuru kuruya söz değildir. Irak’ın bu konuda bizden bir talebi olursa Irak’a sınır bütünlüğünü koruması için destek vereceğiz demektir.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, bağımsız Kürdistan’ın ilan edilmesi halinde Türkiye’nin bölgeye tek başına operasyon yapma hakkı olup olmadığının sorulması üzerine, bu konuda Irak hükümetinin davetinin önemli olduğunun altını çizdi. Çavuşoğlu, Irak’tan bir PKK saldırısı geldiği zaman, örgütün bulunduğu yerlerde birçok operasyon yaptıklarını ve bunun uluslararası hukuktan doğan bir hak olduğunu ifade ederek “Ama bir ülkenin içine askeri olarak gidebilmek için o ülkeden davetin gelmesi gerekir. Burada da bizim muhatabımız Bağdat’tır.” ifadesini kullandı.

Şimdiden tüm ülkeleri referandumu destekleyici eğilimler içine girmemeleri konusunda uyardıklarını anlatan Çavuşoğlu, BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan beş ülkenin ve aynı zamanda Almanya, Suudi Arabistan büyükelçilerini bakanlığa davet ederek onlara telkinlerini ilettiklerini dile getirdi.

Sincar’da PKK unsurlarının zaman zaman Kerkük’e indiğinin ve böyle bir durumun Türkiye’ye operasyon hakkı verip vermeyeceğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, “Elbette verir. Türkmen kardeşlerimize yönelik bir tehdit oluşursa gereğini yaparız, bu konuda da hiçbir zaman tereddüdümüz olmaz.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin Irak’ta ya da başka arazilerde bulundurduğu askerlerin hepsinin her an her türlü mücadeleye hazır olduğunun altını çizdi.

“Habur Sınır Kapısı’nın kapatılması bize bir zarar getirir mi” sorusuna karşılık, Çavuşoğlu, Habur’un Irak ile Türkiye arasında bir sınır kapısı olduğunu, dolayısıyla Türkiye’nin bu konudaki muhatabının Bağdat yönetimi olduğunu, kapatma yerine gerekli tedbirleri alacaklarını vurguladı. Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Burada tartışmalı bölgeler var. Irak’ın, Kürt Bölgesel Yönetiminin sınırları içinde değil de dışarıda kalan alanlar var ve burada da hükümranlık hakkı Bağdat’ındır. Dolayısıyla daha önce olduğu gibi artık Kürt Bölgesel Yönetimi burada Bağdat’ın petrolünü alıp başka yere satamaz. Yine anayasayla Kürt Bölgesel Yönetimine verilen haklar var ve dolayısıyla bunlar da bu petrolü bir yere satacak. Nereden satacaklar, bizim üzerimizden gitmek durumundalar. O zaman hassasiyetlerimizi dikkate almayanlara karşı bizim de uygulamalarımız farklı olacak.”

Türkiye’nin artık IKBY’deki referandumdan sonra verilecek sözlere inanmayacağını belirterek, “Irak’ın toprak bütünlüğü içinde kalıp Irak’ı bölmeye çalışmazlarsa, bölge için tehdit oluşturmazlarsa niye bizim onlarla problemimiz olsun? Bizim Kürt kardeşlerimizle niye problemimiz olsun?” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin PKK ve YPG ile problemi bulunduğunu hatırlatarak, terör örgütü PKK’nın hedeflerinden birinin Barzani yönetimi olduğunu ve IKBY’nin zayıflaması durumunda ilk saldıranın da PKK olacağını ifade etti.

PKK’nın Kuzey Irak’ta alan genişletmeye çalıştığına dikkati çeken Çavuşoğlu, “Özellikle Süleymaniye bölgesinde şehirlere, belli bölgelere inmiş durumdalar. Bizim Talabani yönetimine tepkimiz bundandır.” diye konuştu.

– “Olan Kürt kardeşlerimize olacak”

Çavuşoğlu, Barzani yönetimine tüm bu tehditleri izah ettiğinin altını çizerek, “Hepsi saldıracaklar. Yine olan Kürt kardeşlerimize olacak.” dedi.

Türkiye’nin bugüne kadar Kürtlere hep sahip çıktığını vurgulayan Çavuşoğlu, “(Cumhurbaşkanı) Recep Tayyip Erdoğan’dan başka bu kadar sahip çıkan bir lider mi çıktı?” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin sorununun Barzani yönetimiyle olduğunu ve oradaki Kürtlerle herhangi bir sorunu bulunmadığını belirterek, “Herhalde ‘Yapmazsam, gitmezsem de benim için yıkım olacak’ dedi. Bir risk aldı. Yani koltuğu kaybetme korkusu da vardı. Ben öyle gördüm bu süreçte.” değerlendirmesinde bulundu.

– “İsrail’in desteği tek başına yetmez”

İsrail’in IKBY’ye desteğinin tek başına yetmeyeceğinin altını çizen Çavuşoğlu, “Hiç kimsenin desteği yetmez. Kimse yarın sahip çıkmaz. Saddam kimyasal silah kullandığı zaman kim sahip çıktı? Kimse sahip çıkmadı? Yine peşmergeler geldi biz misafir ettik.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu konuda insanlığını yaptığını dile getirerek, ırkçı söylemlere ve Kürt düşmanlığı yapılmasına karşı olduğunu kaydetti.

“Barzani yönetimi ciddi ekonomik kriz içerisine girdiği zaman ona yardım ettiysek, oradaki Kürt kardeşlerimiz bu ekonomik sıkıntıdan etkilenmesinler ve yokluk içinde ızdırap çekmesinler diye yardım ettik.” ifadesini kullanan Çavuşoğlu, IKBY’deki referandumdan sonra ilişkilerin eskisi gibi olmayacağına işaret etti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye için Irak’ın toprak bütünlüğünün desteklenmesinin uluslararası bir yükümlülük olduğunu vurgulayarak, Irak sınırının bozulmasının Türkiye için güvenlik tehdidi anlamına geldiğini bildirdi.

Türkiye’nin bu tür bir konu karşısında duyarsız kalamayacağını belirterek, “Ben buna duyarsız kalamam. Yani bugün buna duyarsız kal, yarın ona duyarsız kal. Ondan sonra geleceğimizi riske atalım. Olmaz.” dedi.

– “Rusya ile Suriye konusunda önemli aşamalar kaydettik”

Çavuşoğlu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye yapacağı ziyarette ele alınacak konular arasında Suriye’nin temel bir başlık olduğuna dikkati çekerek, “Geçen sene Halep’ten bu yana Astana süreciyle beraber Rusya ile Suriye konusunda önemli aşamalar kaydettik.” değerlendirmesinde bulundu.

İdlib bölgesinde yer yer saldırıların olduğunu ve sivillerin bu saldırılarda hayatlarını kaybettiğini dile getiren Çavuşoğlu, Rusya’nın İran’la garantör ülke konumunda olduğunu ve bu saldırıların önlenmesi gerektiğini vurguladı.

“Sivillerin yaşadığı yeri ya da ılımlı muhalefetin olduğu yerleri vurmak dürüstçe bir yaklaşım olmaz. Bunun da garantörü Rusya’dır.” diye konuşan Çavuşoğlu, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de ateşkesin sağlanması konusunda önemli mesafe kaydettiğini söyledi.

– “Barzani, Kürtlerin geleceğini de riske attı”

Çavuşoğlu, ziyaret kapsamında IKBY’de yapılan referandumun da ele alınacak konular arasında bulunduğunu belirterek, Rusya’nın da referanduma sıcak bakmadığını ve Kürtlerin Irak’ın sınır bütünlüğü içerisinde haklarının verilmesinden yana olduğunu kaydetti.

“Kişisel hırsla ve koltuğu koruma sevdasıyla Barzani, Kürtlerin geleceğini de riske atmıştır.” diyen Çavuşoğlu, ABD’nin de referanduma karşı durduğunu ve bu konudaki tutumunun oldukça net olduğunu dile getirdi.

Çavuşoğlu, ABD’nin Türkiye’nin Suriye ve İdlib konusundaki çabalarına karşı olmadığına ve değişik bölgelerde birlikte çalışmak istediğine dikkati çekerek, Türkiye’nin bu talebi değerlendirdiğini söyledi.

Batı’nın Astana sürecini alternatif olarak gördüğü için bu süreçten rahatsızlık duyduğunun altını çizen Çavuşoğlu, “Ama biz onlara diyoruz ki Astana süreci ateşkesin tesis edilmesi ve ülke geneline yayılması bakımından önemli bir platform oldu. Siyasi çözümün platformu Cenevre’dir.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, İdlib konusunda Astana’da mutabakat sağlandığını belirterek, “İçeride Türkler, İdlib’in şu anda belirlenen sınırlarının doğusunda Ruslar ve İranlılar olacak. Dolayısıyla üç ülke burada çatışmasızlık bölgesinin garantörü olacak.” dedi.

– “CDU ve SPD kaybetti, AfD kazandı”

Almanya’daki genel seçim sonuçlarına da değinen Çavuşoğlu, sonuçların kendisi için şaşırtıcı olmadığını ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ve Sosyal Demokrat Partisinin (SPD) kaybettiğini, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin ise kazanan olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, aşırı sağcı AfD’nin neredeyse bütün partilerin tabanından oy aldığının altını çizerek, CDU ve SPD’nin seçimde kullandığı söylemlerle aşırı sağcı AfD partisinden bir farkının kalmadığını dile getirdi.

Türkiye ile kavga etmenin altında yatanın “popülizm” olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, İslam karşıtlığının Erdoğan ve Türkiye karşıtlığıyla bütünleştiğini söyledi.

Burada Avrupa’nın ve Almanya’nın durumu aşması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, seçim öncesinde yürütülen kampanyalara dikkati çekerek, “Sıkışınca hemen bir zemin kayması oluyor. Oysa (Almanya Başbakanı Angela) Merkel gibi bir liderin çok daha güçlü durması lazım çünkü Avrupa’da, ondan daha güçlü bir lider de şu anda fazla yok.” dedi.

Çavuşoğlu, seçimin ardından Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerinde eski düzene dönüp dönmeyeceği yönündeki soruya, “İnşallah dönerler. Dönmeleri de gerekiyor. Bunun bir faydası yok.” yanıtını verdi.

Bakan Çavuşoğlu, seçimin ardından Almanya’da aklıselimin hakim olması halinde ikili ilişkilerin kolayca düzeleceğini vurguladı.