Cavuşoğlu, BM Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu Bakanlar Toplantısı’na katıldı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu Bakanlar Toplantısı açılış oturumuna katıldı.

Birçok ülke ve örgütün bugün BM Medeniyetler İttifakına katılmasından ve  Genel Sekreter Antonio Guterres’in İttifak’a verdiği güçlü destekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu, dünya genelinde sosyal politik kutuplaşmanın ve kimliğe dayalı ön yargıların arttığı bir dönemde Guterres’in bu foruma desteğinin son derece önemli olduğunu vurguladı.

İttifakın bazılarının ”medeniyetler çatışması” teorilerini konuştuğu bir dönemde kurulduğuna ancak bu teorilere karşı uygulanabilir alternatif olarak başarılı olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, ”Bugün İttifak Dostları Grubu’nun 146 üyesi var ve bu da İttifakın vizyon ve misyonunun tercih edilmesi ve güvenilirliğinin açık bir göstergesi.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bazen Türkiye olarak neden Medeniyetler İttifakına bu kadar önem verdiğimiz ve bu girişime neden bu kadar çok yatırım yaptığımız soruluyor. Bu soruya cevap vereyim; Türkiye’de farklı etnik köken ve dinden gelen 80 milyon kişi var. Anadolu, her zaman çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptı ve bunların hepsi ülkenin sosyal ve kültürel dokusu üzerinde iz bırakmıştır. Türkiye, ‘medeniyetlerin beşiği’ olarak anılır ve özellikle de ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve aşırıcılık tehlikesi arttığında başı çeken bir rol üstleniriz.  Bu tür sorunları görmezden gelmemeliyiz ve sorunların kökenine inmeliyiz aksi takdirde bu boşlukları radikaller doldurur.”

İspanya ile İttifakı daha güçlü kılmak ve mevcut küresel sorunları ele almak amacıyla bir eylem planı üzerinde çalıştıklarını belirten Çavuşoğlu, bu planla özellikle şiddete varan aşırıcılığın önlenmesine ve göçmen toplulukların entegrasyonunun teşvik edilmesine odaklanılacağını anlattı.

Çavuşoğlu, ”Bugün, hoşgörü, diyalog ve karşılıklı anlayışa dayalı kapsayıcı toplumları nasıl oluşturabiliriz, ona odaklanalım. Popülist ve ırkçı politikacıların toplumlarımızdaki zaafiyetleri sömürdüğü mevcut eğilimleri tersine çevirmek için ihtiyatlı ve kararlı olmalıyız. Göçmen toplulukların, azınlıkların ve gençlerin karşılaştığı zorluklara kulak vermeliyiz. Farklılıklarımız zenginliğimiz ve gücümüzdür. Farklılıklarımızı kapsayıcılık kültürüyle kucaklamaya başladığımızda, karşı karşıya olduğumuz tüm sorunlar karşısında daha hazırlıklı oluruz. diye konuştu.