Çavuşoğlu, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki ile görüştü

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Antalya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde bir araya geldi. İki bakan, Türkiye ile Filistin arasında yapılan 10 milyon dolar tutarındaki hibe anlaşması çerçevesinde 3,5 milyon dolarlık birinci dilim teslimat belgesini imzaladı.

Çavuşoğlu, törenin ardından yaptığı konuşmada, Maliki ve heyetini Antalya’da ağırlamaktan gurur duyduklarını söyledi.

“Samimiyetle, inanarak Filistinli kardeşlerimizin acısı bizim acımız, davaları bizim davalarımızdır.” diyen Çavuşoğlu, bugüne kadar Filistinli kardeşlerini hiç bir zaman yalnız bırakmadıklarını ifade etti.

ABD tarafından Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesine yönelik yanlış, adaletsiz bir girişim başlatıldığına işaret eden Çavuşoğlu, sorumsuzca atılan bu adıma hak ettiği tepkiyi derhal verdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında İslam Zirvesi’ni topladıklarını belirten Çavuşoğlu, buradan çıkan karar ve ortak deklarasyonunun takibini de birlikte yaptıklarını kaydetti.

Konuyu ardından Birleşmiş Milletler (BM) gündemine taşıdıklarını anlatan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“Güvenlik Konseyinde, ABD’nin 14’e bir olmasına rağmen, bu da BM’nin adaletsizliklerinden bir tanesidir, bu karar geçmedi. Bir ülke ‘hayır’ dediği zaman güvenlik konseyinde karar alınamıyor. Güvenlik Konseyinden BM Genel Kuruluna taşıdık. Burada herkesin bir oyu var. Herkesin oyu eşit, veto hakkı da yok. Genel Kuruldaki oylama günü geldik. Kardeşim Riyad el-Maliki ile New York’a gittik, haklı davamızı birlikte savunduk. Genel Kurulda yaptığımız konuşmalarda da bu adaletsizliğe vurgu yaptık. Tehditlere ve şantajlara boyun eğmeyeceğimizi tüm dünyaya haykırdık. BM Genel Kurulunda çıkan karar, ABD’nin aldığı bu kararın adaletsizliğini, sorumsuzluğunu, BM kararlarına ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu kanıtlamıştır. Bundan sonraki süreçte çabalarımızı sürdüreceğiz. Bağımsız Filistin devletinin tanınması için kardeşim Maliki, Filistinli kardeşlerimiz ile çaba sarf edeceğiz. Filistin üzerindeki kısıtlamaların, ambargoların, zulmün sona ermesi için de mücadelemizi sürdüreceğiz. Maalesef bugün illegal şekilde yerleşimler devam ediyor. Yani Filistin halkının toprakları elinden zorla alınmakta, çalınmaktadır. Bu haksızlıkları durdurmamız gerekiyor. ABD gibi bir ülkenin de özellikle arabulucu olması, bu görevini sürdürebilmesi için önce dürüst ve adil olduğunu bir kere daha kanıtlaması gerekiyor. Attığı adımlarla maalesef bu rolünü kaybettiğini düşünüyoruz. Bir taraftan Arap Ligi bir taraftan İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer tarafından Avrupa Birliği ki bu süreçte başta Vatikan olmak üzere Hristiyan dünyasının sergilediği tavrı takdirle karşılıyoruz. Kudüs’ün statüsünün korunması konusunda herkes hassasiyetini gösterdi.”

– “Filistin’in kalkınması için projelere destek vermeye devam edeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraber yarın akşam Roma’ya gideceklerini, Vatikan’ı ziyaret edeceklerini belirten Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız da Papa’ya bizzat bu süreçteki gösterdiği tavırdan dolayı bir kere daha teşekkür edecekler. Filistin’in kalkınması için de elimizden gelen her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. İmzaladığımız protokol sadece Filistin’in resmi bütçesine yaptığımız katkıyla ilgilidir. Filistin’e yaptığımız maddi yardımlar sadece bu protokol ile sınırlı değildir, kalmayacaktır. Filistin’in kalkınması için projelere destek vermeye devam edeceğiz. Hastaneler, okullar su ve enerji projelerine desteğimiz artarak devam edecektir. Bazılar bugün yine Filistin’e yaptığı maddi yardımı kesmekle tehdit ediyor ya da şantaj yapıyor. Filistin halkı bu tür baskılara bu güne kadar boyun eğseydi Filistin halkı kalmazdı. Dolayısıyla Filistin halkının ne kadar onurlu bir halk ve millet olduğunu daha siz öğrenememişsiniz. Biz Cenin Organize Sanayi Bölgesi’ni hayata geçirerek istihdamın artmasına da katkı sağlayacağız. Buna benzeri istihdam yaratıcı projeleri destekleyeceğiz. Sadece bu projenin en az 5 bin Filistinli kardeşimize iş imkanı yaratacağına inanıyoruz. 2004’den bu yana TİKA Filistin genelinde 500’den fazla projeyi hayata geçirmiştir. Bu projelerde her zaman Filistin halkının tercihlerine ve önceliklerine önem verildi.”

Çavuşoğlu, Gazze’ye de insani yardımları sürdüreceklerini bildirerek, İsrail’le ilişkileri normalleştirmek için 3 şart ortaya koyduklarını hatırlattı.

Bunlardan birinin Filistin’e gönderilen insani ve kalkınma yardımlarının önündeki engellerin kaldırılması olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, bu yardımları da artırarak devam ettiklerini söyledi.

Maliki ve heyetiyle akşam çalışma yemeğinde bundan sonra hangi adımların atılacağının görüşüldüğünü, ikili ilişkilerin değerlendirildiğini belirten Çavuşoğlu, “Bu toplantının ardından da Filistin’e destek anlamında neler yapacağız, beklentileri nedir, biz ne düşünüyoruz konularında görüşmeler yapacağız. Bunları da biz iki devletli bir çözüm için çaba sarf ederken diğer taraftan Filistin içinde birliğin, beraberliğin sağlanması konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. El Fetih ve Hamas arasındaki birliğin tam olarak sağlanması için kardeşlerimize aynı telkinde bulunacağız. ‘Bir olun, beraber olun, birlikte Filistin olun’ diyeceğiz, bu sürece de desteğimizi sürdüreceğiz. Bakıyoruz Filistin içini karıştırmak için ABD tarafından yayınlanan terör listesine baktığımız zaman Filistin için önemli şahsiyetleri de terör listesine eklediklerini görüyoruz. Bakanlık olarak da yaptığımız açıklamayla bunun ne kadar yanlış olduğunu, dürüst bir yaklaşım olmadığını vurguladık, buradan da vurgulamak istedim.” diye konuştu.

“Karar terör konusunda ABD’nin çifte standardının başka bir örneğidir”

Bir gazetecinin “ABD’nin Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi terör listesine eklemesine” ilişkin sorusuna Çavuşoğlu, “Zamanlaması manidar. Filistin içinde birlik beraberliğin sağlanmaya başladığı bir zamanda bu kararı aldılar. Özellikle Hamas’ın Siyasi Büro Şefi’ni bu listeye ekliyorlar. Hamas, 2005 yılında düzenlenen seçimlere katılmıştır ve o günden bu yana siyasi zeminde hareket etmektedir. Bizim de telkinlerimiz hep böyle olmuştur ve o seçim de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından gözlenen, onların değerlendirmesine göre de demokratik, şeffaf gerçekleştirilen bir seçim olmuştur. ABD terör konusunda bu kadar hassassa PKK/YPG terör örgütüne verdiği desteği kesmesi gerekir. Bu karar terör konusunda ABD’nin çifte standardının başka bir örneğidir.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, bir gazetecinin, “Zeytin Dalı Harekatı’yla ilgili dış basında kara propaganda yapıldığını, yanlış fotoğrafların servis edildiğini görüyoruz. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Zeytin Dalı operasyonu başladığı günden bu yana operasyona açıkça karşı çıkamayan terör örgütü sempatisi olanlar da dahil başka yollarla operasyona karşı çıkmaya çalışıyorlar. Mesajlar göndermeye çalışıyorlar. ‘Sivillere dikkat edin, siviller hedef alınıyor’ gibi yanlış bilgilerle, iddialarla bu operasyona esasen karşı olduğunu bir şekilde anlatmaya çalışıyorlar.  Rejim İdlib bölgesinde ihlallerde bulunuyor, siviller ölüyor, bu konuda sesleri çıkmıyor. Tabii terör örgütü de önce rejimin daha önceki yıllarda öldürdüğü sivillerin, hatta Türkiye’de yaralanan sivillerin fotoğraflarını paylaşarak kara propaganda başlattı. Bizim yaptığımız düzeltmeler sayesinde, gerçekleri göstermemiz sayesinde bu ucuz yöntemden de vazgeçmek zorunda kaldılar.” karşılığını verdi.

Fırat Kalkanı Harekatı ile 2 bin kilometrelik bir alanı terör örgütü DEAŞ’tan temizlediklerine dikkati çeken Çavuşoğlu, bu operasyon süresince sivillerle ilgili hiç bir uyarıda bulunmayan ülkelerin ve siyasilerin YPG/PKK’ya karşı başlattıkları harekat döneminde sivilleri hatırlatmasının gerçekten çok ilginç olduğunu bildirdi.

Çavuşoğlu, Mehmetçik’in de Özgür Suriye Ordusunun da siviller konusunda herkesten daha fazla hassas olduğunu vurguladı.

Yabancı bir gazetecinin BM Genel Kurulunda alınan kararın uygulanmasına ilişkin sorusuna ise Çavuşoğlu, şu yanıtı verdi:

“BM Genel Kurulunun aldığı karar, Trump’ın aldığı kararın yanlış ve hukuka aykırı olduğunu tescil etmiştir. BM’nin Filistin ile ilgili daha önce aldığı kararlara da atıfta bulunmuştur. Ayrıca iki devletli çözüme atıf yapmıştır. Bu, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu bir kez daha tescil etmiştir. Elbette 1967 sınırlarıyla iki devletli bir çözüm. Bundan sonra yapılması gereken, Trump yönetiminin aldığı yanlış ve hukuksuz kararın uygulanmasını önlemek, tüm ülkelerin oy kullandığı genel kurulun aldığı kararın uygulanmasını takip etmektir.”