Çavuşoğlu İtalya Gazetesi La Stampa’ya konuştu

Çavuşoğlu, İtalyan La Stampa gazetesine verdiği mülakatta, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde yapacağı görüşmelerin Türkiye açısından AB katılım sürecinde çok önemli olacağını, fakat bunun için AB’nin de temsilcileri aracılığıyla samimi bir tavır sergilemesi gerektiğini ifade etti.

Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Bu, bizim açımızdan temel bir unsur teşkil etmekte. Türkiye, büyük bir irade ortaya koymakla ve AB üyeliğini stratejik hedef olarak görmeye devam etmekle birlikte, bazı şüphelerimiz ve çekincelerimiz de var. 60 yıllık bir bekleyişten ve toplamda yalnızca 18 faslın açılabildiği 12 yıllık bir müzakere sürecinden bahsediyoruz; bu noktada Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin katılımı konusundaki gerçek düşüncesini bilmek arzusundayız.”

AB’ye katılım sürecinde Türkiye’nin teknik engellerden ziyade siyasi engellerle karşılaştığını vurgulayan Çavuşoğlu, yalnızca Kıbrıs meselesi değil, aynı zamanda bazı ülkelerin Türkiye’nin tam üyeliğine karşı oluşu ve AB politikalarını bu bağlamda etkilemeyi başarmalarını buna örnek olarak sıraladı. Çavuşoğlu, “Yapıcı tutumumuza karşılık samimiyet, dürüstlük ve çifte standartların ortadan kaldırıldığı bir yaklaşım bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de idam cezasının yeniden gündeme geldiği konusunda, bu gelişmenin nedeni üzerine tartışmak gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, Avrupa’nın, bu talebin ardındaki dinamikleri ve Türk halkının darbe girişimi sonrası yaşadığı travmayı anlamaya çalışmak yerine, idam cezasına ilişkin tartışmaları katılım sürecinin sonraki aşamalarına yönelik bir eleştiri ve tehdit unsuruna dönüştürmeyi tercih ettiğini dile getirdi.

Bakan Çavuşoğlu, “Türkiye’de, yaşanan derin travmanın yeterince anlaşılmadığı hissinin uyandığını ve karşı karşıya kaldığımız bu idrak eksikliğinin Türk kamuoyunda tepkiye yol açtığını söyleyebiliriz. Tabii ki idam cezası konusu, parlamentomuz zemininde tartışılacak ve referanduma gidilip gidilmeyeceği ancak parlamentodan geçmesi halinde bir karara bağlanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Mevlüt Çavuşoğlu, göç mutabakatında gelinen noktayı ise şu sözlerle değerlendirdi:

“Geçtiğimiz yılın mart ayında imzalanan anlaşma şüphesiz iş birliğimizi güçlendirdi ve Yunan adalarına doğru yasadışı göçlerin yüzde 99 oranında azalmasına neden olarak, somut bir sonuç elde edilmesini sağladı. Geri kabul anlaşmasının uygulanması açısından bizim tarafımızda herhangi bir sorun yok. Türkiye’nin düzensiz göçle mücadele bağlamında uygulamaya koyduğu tedbirleri daha da güçlendirmesiyle birlikte, pek çok kişi artık deniz yoluyla yasadışı geçişlere kalkışmıyor. Bunun da somut bir sonuç teşkil ettiği kanısındayım.

Göç konusunda genel olarak ilkeli bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. Yeni fasılların açılacağından bahsetmiştik fakat böyle olmadı; aynı şekilde, üzerinde konuştuğumuz vize serbestisi de henüz hayata geçmedi. AB tarafının üzerine düşen sorumlulukları alması konusunda ısrarcıyız çünkü biz payımıza düşen çabayı sergilemekte ve taahhütleri yerine getirmekte, üstelik bunu güçlü ve kararlı bir şekilde yapmaktayız. Avrupa’nın sözünde durmadığı bir diğer nokta ise meşhur 3 milyar avroluk meblağ ki bunun yalnızca 700 milyonunu kullanabilmiş durumdayız. Suriyeli göçmen ve sığınmacıların yaşam koşullarını daha da iyileştirebilmek adına taahhütlerimizi yerine getirebilmemiz için geri kalanının da gecikmeksizin elimize ulaşması çok önemli.”

– “Terörle mücadelede AB’nin tarafımızla iş birliğini artırması arzusundayız”

Türkiye’nin mülteci krizine ilişkin öncelik alanlarını da değerlendiren Çavuşoğlu, ortada devasa boyutlarda bir kriz olduğuna dikkati çekerek, “Yalnızca eğitim alanındaki acil durumu düşünürsek, Suriyeli koca bir genç neslin temel eğitim garantisinden mahrum kalması riskiyle karşı karşıyayız ve Türkiye’nin bu duruma tek başına göğüs germesi mümkün değil.” dedi.

Aynı zamanda, Türkiye’nin aşırıcı akımlara karşı mücadelede en ön saflarda yer aldığının unutulmaması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, “Bu nedenle çifte standardın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Gösterdiğimiz çabanın takdir edildiğini görmeyi önemsiyoruz. Ayrıca bu bağlamda AB’den de destek görmek istiyoruz çünkü terörist eylemler gerçekleştiren bazı kişilerin Avrupa içerisinde serbest biçimde dolaştıklarını, eylemlerine devam ettiklerini ve birçok durumda destek dahi gördüklerini biliyoruz. AB’nin tarafımızla iş birliğini artırması arzusundayız çünkü terör tüm insanlığa karşı işlenen bir suçtur.” diye konuştu.

– “Eleştirilere evet, ancak, ideolojik önyargılara hayır”

Bakan Çavuşoğlu, “Sizce Batı medyası, Türkiye’ye ilişkin hangi hususları anlayamıyor?” şeklindeki soruya cevaben, anayasa değişikliği referandumu öncesi dönemde yabancı meslektaşlarıyla yaptığı görüşmelerde ve istişarelerde, bu kişilerin reform paketinin içeriğine ilişkin çok yanlış ve eksik bilgilere sahip olduklarını gördüğünü belirtti.

Çavuşoğlu, “Durumu kendilerine açıkladığımda ise,utançlarını gizlemekte zorlanıyor ve bu yanlış bilgileri medya kanalıyla edindiklerini ifade ediyorlardı. Bilgilendirme amacından şaşmaması şartıyla, medyanın toplumların geleceği açısından önemli rol oynayan bir aktör olduğuna inanıyorum. Eleştirilere evet, ancak, ideolojik önyargılara hayır.” ifadelerini kullandı.

– “Bu acıyı kimse bizim gibi anlayamaz ve paylaşamaz”

İngiltere’nin Manchester kentinde düzenlenen terör saldırısını da değerlendiren Dışişleri Bakanı, “Türkiye dünyada terör eylemlerinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığından, bu acıyı kimse bizim gibi anlayamaz ve paylaşamaz. Zira her defasında saldırı nerede meydana gelirse gelsin, aynı acıyı hissetmekteyiz. Bizim için olayların hangi bölgede meydana geldiği, etnik köken ve ya da din önemli değil.” yorumunu yaptı.

– “YPG Rakka’da DEAŞ’la mücadeleyi değil, toprak elde etmeyi hedefliyor”

Bakan Çavuşoğlu kendisine yöneltilen, “Rusya’nın Suriye krizindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Rusya’nın izole edilmesi hoşumuza gitmiyor. Yaptırım politikalarına inanmıyoruz. Nitekim ticari ilişkilerimiz kesintiye uğramış görünmemektedir. Öte yandan başından beri kabul etmediğimiz gibi, şimdi de Moskova’nın Suriye’deki politikasını kabul edemeyiz. Bu, iyi olarak tanımlanabilecek ilişkilere sahip olmamızı engellememektedir. İş birliği alanlarımızı daha da genişletmeyi arzu ediyoruz. Bunun, her konuda hemfikir olmak ve bizim mutlak öncelik olarak tanımladığımız NATO, Batı dünyası ve AB’yle ilişkilerimizi tartışmaya açmak anlamına gelmediği açıktır.”

Suriye’de siyasi çözümün sağlanmasına ilişkin görüşü sorulan Çavuşoğlu, “Suriye konusunda, ülkenin toprak bütünlüğünü koruyacak bir siyasi çözüm için çalışıyoruz. DEAŞ ile mücadele, İtalya’nın da dahil olduğu koalisyon tarafından kararlılıkla sürdürülmektedir. Elbette, YPG milislerinin DEAŞ’a karşı savaştığını düşünmek büyük bir hatadır. YPG Rakka’da DEAŞ’la mücadeleyi değil toprak elde etmeyi hedefliyor. Onları desteklemenin, terörist oluşumları desteklemek olduğunun farkına varılması gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

Bu aşamada İran’ın rolünü nasıl değerlendirdiği sorulan Çavuşoğlu, İran’ın, Türkiye’nin köklü tarihi ilişkileri bulunan bir komşusu olduğunu hatırlattı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Tabii ki, İran’ın aşırı hırsları bölge istikrarı açısından tehlike arzetmektedir; ancak, bu ülkenin izole edilmesine karşıyız. İran’ın Suriye’deki ve Irak’taki politikasını değiştirmesi gerektiği görüşündeyiz ama bu ülkeyle ikili diyalog kanallarımız açıktır. Sahada işler daha karmaşık olsa da çeşitli düzeylerde görüştüğümüzde fikir birliği sağlıyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin AB’ye katılım sürecini desteklemek için İtalya’nın neler yapabileceğine ilişkin soru üzerine ise Çavuşoğlu, İtalya’nın bu sürece zaten büyük bir destek verdiğini vurgulayarak, “İtalya’dan Türkiye’ye karşı muhalif tavır sergileyenler başta olmak üzere diğer üye ülkelerle daha sık bir araya gelmesini ve Avrupa ülkeleri ve kamuoylarına Türkiye adına olumlu ve ikna edici mesajlar vermesini bekliyoruz.” dedi.

Lost Password