Çavuşoğlu, TRT World Forumuna Katıldı

Bakan Çavuşoğlu ve Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok, Anadolu Ajansı’nın (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, “Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek” temasıyla Swiss Hotel The Bosphorus’ta TRT World Forum kapsamında düzenlenen “Parçalanmış Bir Dünyada Adil Bir Barış Aramak” başlıklı özel oturuma katıldı.

Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, parçalanmış dünyada terörizm, düzensiz göç, insani krizlerin, nefret suçlarının yükselişte olduğunu vurguladı. Dışişleri Bakanı, her alanda eşitsizliklerle mücadele edilmezse Türkiye’de, bölgede ve ötesinde sosyal adaletten bahsedilemeyeceğini söyledi.

Uluslararası kuruluşların gerçek tehditlerle mücadelede başarısız olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, herkes için barış ve refahın sağlandığından emin olmak için uluslararası kuruluşları güçlendirmenin gerekliliğine ve önemine dikkati çekti.

Birleşmiş Milletlerin (BM) insanlığa hizmet etme yolunda küresel görevini yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, BM’nin güncel küresel meydan okumalara yanıt verebilmek için reforma ihtiyaç duyduğunu anlattı.

BM Güvenlik Konseyine de reform çağrısında bulunan Çavuşoğlu, “Cumhurbaşkanı’mızın vurguladığı gibi ‘dünya beşten büyüktür’. Bu içi boş bir söz değil. BM kendini yenilemelidir. BM bugünün dünyasının beklentilerini karşılayamıyor. BM’yi bırakın, bölgesel kuruluşlarımız da halklarımızın beklentilerini karşılayamıyor. Avrupa özelinde AB bunlardan biri.” diye konuştu.

Reformun her alanda öncelik tuttuğunun altını çizen Çavuşoğlu, “Bölgemizde bu gelişmeler olurken Türkiye oturup olanları izleyemez.” dedi.

Çavuşoğlu, çatışmaların barışçıl yolla önlenmesinde ve çözülmesinde Türkiye’nin aktif rol üstlendiğini belirterek, Suriye’ye ilişkin gelişmelerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ruslarla İdlib konusunda imzaladığımız mutabakat yalnızca insani açıdan bir felaketi önlemedi aynı zamanda hem Türkiye’ye hem de Avrupa’ya yeni bir göç akınını önledi. Şimdi siyasi çözüm için yeni bir pencere açıldı. İdlib olmasaydı bunu yapamazdık. Aksi halde muhalefet olmazdı, rejim ve muhalefet arasında anayasa ve Suriye için en iyi çözüm olan siyasi çözüm için bir müzakere olmazdı. Şimdi bütün ortaklarımızı siyasi sürece daha fazla odaklanmaya teşvik ediyoruz. Bu toplantıdan sonra anayasa komitesini oluşturmaya çalışan Staffan (Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura) ile görüşeceğim. Muhalefet, rejim ve sivil toplumun sunduğu üç liste var. Bu, dengeli olmalı. Bazı ülkelerin bu dengeyi rejim lehine çevirmeye çalıştığını biliyorum ama işler böyle yürümez. Bir ülkenin geleceğinden bahsediyoruz. Bu, Suriye’de siyasi çözüm için son fırsat penceresidir ve bunu iyi değerlendirmeliyiz.”

Bakan Çavuşoğlu, Irak’ta seçimlere de dikkati çekerek, “Hükümetin kurulmasından sonra bu ülkeyi PKK, DEAŞ ve diğerleri dahil, terörizmle mücadelesinde desteklemeliyiz. Bu ülkeyi yeniden yapılandırmalıyız.” dedi.

Çavuşoğlu, Yemen ve Libya’ya da uluslararası desteğin gerekliliğini vurguladı.

– “Göç, karşı karşıya kalınan en büyük zorluklardan biri”

Bölgede birçok dondurulmuş sorunun da olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, Dağlık Karabağ, Osetya, Kırım, Transdinyester ve Kıbrıs’ı örnek gösterdi. Bölgede başka bir başarısızlığın daha kaldırılamayacağını belirten Çavuşoğlu, bu nedenle Türkiye’nin Batı Balkanlar’da istikrarı güçlendirmek için üçlü mekanizmalar yoluyla elinden gelenin en iyisini yaptığını dile getirdi.

Türkiye, Bosna, Sırbistan ve Hırvatistan’ın dörtlü mekanizma planladığını vurgulayan Çavuşoğlu, bu mekanizmaların sadece çatışmaların çözümü noktasında değil aynı zamanda somut projeler de ortaya koyduğunu anlattı.

Bakan Çavuşoğlu, çatışmaların çözümü için sorunların temeline inmek gerektiğine dikkati çekerek, “Bu nedenle, çatışmaların temel nedenleriyle başa çıkmak için insani yardım ve kişilerin yaşadıkları yerlerdeki sorunları çözmek gerekir. Ve Türkiye bu konuda oldukça başarılı. Türkiye’nin dünyanın en cömert ülkesi olduğunu yinelemekten gurur duyuyorum. Geçen yıl Türkiye’nin yaptığı insani yardım ve kalkınma yardımı 8,1 milyar dolarken, ikinci sırada yer alan ABD’nin insani yardım ve kalkınma yardımı 6,7 milyar dolar oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin sadece ülkedeki Suriyeliler için 32 milyar dolar harcadığını hatırlatan Çavuşoğlu, “Günümüzde göç karşı karşıya kaldığımız en büyük zorluklardan biridir.” dedi.

Çeşitli nedenlerle evlerinden ayrılmak zorunda kalan insanların birçok sorunla karşı karşıya kaldığına işaret eden Çavuşoğlu, göçmen, sığınmacı ya da mülteci durumuna düşen kişilerin dünyanın her yerinde düşmanlık ya da olumsuz bakış açılarıyla karşılaştığının altını çizdi.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bu elbette ki bir güvenlik meselesi ama bu konuya sadece güvenlik açısından bakarsak yanlış yapmış oluruz. Bu konuya aynı zamanda insani açıdan bakmalıyız. Bu konuyu çözmeliyiz. Hiçbir ülke bu konuyu tek başına çözemez. Şimdi AB, Avrupa ülkeleri, transit ülkeler ve Yunanistan ile yapmaya çalıştığımız tam da bu. Düzensiz göçü önlemeliyiz. Bunun için de ilk olarak kaçakçılarla mücadele etmeliyiz. Türkiye olarak bu konuda birçok başarı elde ettik. Türkiye’de 26 binden fazla kişiyi yakaladık. Kontrol mekanizmalarını da geliştirmeliyiz.”

– “Sorunların çözümü için olumlu atmosfer yaratmak gerek”

Ülkelerin baş etmesi gereken çok sayıda sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Bu sorunlarla yüzleşmek için daha iyi Türkiye-AB ilişkileri gerekiyor. Bunu başarabilmek için de daha olumlu bir atmosfer yaratmamız lazım.” dedi.

Tek taraflı eylemler ve ABD’nin kararlarından sonra verimli ve etkin çok taraflılığı savunduklarının altını çizen Çavuşoğlu, bunun için daha iyi bir iş birliğine gereksinim olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, halihazırda daha fazla ve yeni fırsatlar bulunduğuna dikkati çekerek, “Hollanda dahil AB’ye üye devletlerle, AB ile bağlarımızı pekiştirebiliriz. İlişkilerimiz normalleştiği için çok mutluyum.” diye konuştu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra barış projesi olarak kurulan iki kurumdan biri olan AB’nin, Avrupa ülkelerini birleştirmeyi amaçlayarak kurulduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Günümüzde AB’nin şunu kabul etmesi gerekiyor ki politikalarının birçoğu başarısızlığa uğradı.” ifadelerini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, AB’nin kendisini reformdan geçirmesi gerektiğinin altını çizerek, “Çünkü Avrupa toplumları artık İkinci Dünya Savaşı toplumlarından çok daha farklı. Günümüzde AB başka sorunlarla da baş etmek zorunda. Özellikle aşırı ve radikal sağ hareketi toplumlarda git gide daha fazla destek buluyor.” değerlendirmesini yaptı.

Avrupa’da yükselişe geçen bu trendlerin demokratik kurumları da tehdit ettiğini belirten Çavuşoğlu, “AB karar vermeli. Küresel bir güç mü olacak yoksa sadece küçük bölgesel bir güç mü olacak diye karar vermeli. O zaman AB için daha kolay olacak.” dedi.