Çavuşoğlu’nun İsviçre’de​

Bakan Çavuşoğlu, İsviçre’deki temasları kapsamında ülkedeki Türk sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileriyle bir araya geldi.

Bern Büyükelçilik rezidansında yapılan toplantıda Çavuşoğlu, İsviçre Dışişleri Bakanı Didier Burkhalter ile görüşmesine değinerek, “Gerçekten faydalı bir görüşmeydi.” dedi.

İsviçreli mevkidaşıyla 1 saat 15 dakika süren görüşmede ikili ilişkileri, bölgesel konuları ve Suriye sorununu görüştüklerini ifade eden Çavuşoğlu, ayrıca Avrupa’daki gelişmeleri ve Türkiye-Avrupa ilişkilerini değerlendirme fırsatı bulduklarını söyledi.

Çavuşoğlu, konuşmasında Türkiye’ye karşı olumsuz tavır sergileyen bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerine eleştiriler de bulunarak, “Esasen Avrupa’daki gelişmeler sadece Türkiye için değil, Avrupa’nın kendisi için de endişe verici bir durumdur. Avrupa’nın maalesef kendisini oluşturan değerleri inkar etmeye başladığını görüyoruz. Sadece dayanışma anlayışıyla bazı ülkelerin yaptığı hataları görmezden gelmesi ve eleştirmemesi sadece çifte standarttır. En hafif tabirle çifte standarttır.” ifadelerini kullandı.

ABD’de Avrupalı meslektaşlarıyla dün yaptığı temaslar hakkında bilgi veren Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Daha önce telefonla da görüştüğümüz arkadaşlar Hollanda’nın yaptığının kabul edilemez olduğunu söylediler. Ama açıklamalarında Hollanda’ya destek veriyorlar. Niye? Sadece, AB ve Avrupa dayanışması. Yanlış üzerinde dayanışma olmaz. Haklıysan dayanışma olur. Ya da haksızlığa uğradıysan dayanışma olur. Ama hatayı sırf dayanışma ruhu için görmezden gelir veya üstünü örtersen sorun birikir. Şu anda, Avrupa maalesef Avrupa’yı oluşturan tüm değerleri yok etmeye başladı. Nereye gidecek, kim durduracak? Radikal partiler mi durduracak? Hayır. Merkez partiler de radikal partilere doğru kaymaya başladılar. Medya mı durduracak? Avrupa’daki basın da çok yanlı. Onlar da İslam karşıtı, göçmen karşıtı. Kendisinden olmayan herkese karşı. Kim bu trendi durduracak? İlla bir felaket mi gelmesi lazım? Gerçekten bu süreç endişe verici.”

Çavuşoğlu, Avrupa’da son dönemde yaşanan süreçte Türk vatandaşlarının endişe ve rahatsızlık duyduğunu belirterek, “Ama başka bir gerçek var. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak İsviçre vaya nerede olursa olsun vatandaşlarımızı yanlız bırakmıyoruz. Bundan sonraki süreçte de bırakmayacağız. Her zaman vatandaşlarımızın yanında olacağız. O nedenle bugün gelip sizlerle beraber olmak istedik.” dedi.

Çavuşoğlu, Avrupa’da son dönemde Türk siyasetçilere yönelik engellere de değinerek, “Zürih’tede ufak tefek şeyler oldu. Ama biz Didier ile telefonda medeni bir şekilde görüştük ve ‘uygun bir zaman ayarlayalım bu görüşmeyi gerçekleştirelim’ dedik. Bu şekilde iki taraf olarak sorunu büyütmeden medeni bir şekilde hallettik. Biz Hollanda ile de böyle yapmaz isterdik.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Hollandalı siyasetçilerin tavırlarını da eleştirerek, “Faşizan deyince alınıyorlar. Faşist yöneticiler bile bu şeyleri yapmadı.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin AB’yi nedensiz yere eleştirmediğini belirten Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“AB’den gelen patronvari açıklamalara biz cevap veriyoruz. Ya da Avrupa’nın bize karşı bir eyleminden dolayı cevap veriyoruz. Durup dururken biz Avrupa’ya niye sataşalım? Avrupa’yla niye kavga edelim. Ama onların kabul edemediği bir şey var. Türkiye artık daha bağımsız. Ne derlerse kabul etmeyen bir Türkiye. Maalesef bugün Avrupa’nın geldiği nokta bu. Biz yolumuza devam edeceğiz. Öncelikle referandum öncesi ve kendi seçimleri öncesi bu tutumu sergilemeleri de manidar. Referandumda bir taraf tutmaları da manidar. Avrupa’nın bu gidişatı gerçekten geri dönüş sağlanamazsa nereye varacağı belli olmayan bir durumdur.”

Toplantıya, Türkiye’nin Bern Büyükelçisi İlhan Saygılı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ali Naci Koru, Dünya Ticaret Örgütü Nezdindeki Türkiye Daimi Temsilcisi Kemal Madenoğlu, Cenevre Başkonsolosu Hüseyin Barbaros Dicle, Zürih Başkonsolosu Nurcan İpekçi ile çok sayıda STK temsilcisi katıldı.

Türkiye’de tüm koalisyonların siyasi ve ekonomik krizle sonuçlandığını belirten Çavuşoğlu, geçmişte cumhurbaşkanları ve başbakanlar arasındaki tartışmaların da felaketle sonuçlandığını söyledi.

Geçmişte birçok siyasi liderin de başkanlık sistemini savunduğunu ifade eden Çavuşoğlu, mevcut sistemin Türkiye’yi daima felakete götürdüğünü kaydetti.

Çavuşoğlu, kendisinin de öğrencilik döneminde başkanlık sistemini savunduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sistem gerçekten kardeşi kardeşe de kırdırıyor. Bu yüzden bizim bu sistemi netleştirmemiz lazım, iki tercihten birini yapmamız lazım. Bu sistemde biraz önce bahsettiğim gibi cumhurbaşkanları başbakanlarla kavga etmedi mi? Sistemi sağlamlaştırmak lazım. Tek başına AK Parti’ye ya da bir partiye değil ya da bir şahsa değil. Bugün Cumhurbaşkanı güçlü. Yarın o cumhurbaşkanı olur, bu cumhurbaşkanı olur ama hiçbir şeyin garantisi olmaz. Bir partiye de bağlamamak lazım, bir kişiye de bağlamamak lazım sistemi.

Avrupalıların en sevmediği şey kendileriyle kıyaslama yapmak. Avrupa Birliği (AB) Bakanı iken de çok gördüm bunu. Bir kanun çıkarıyoruz, eleştiriyorlar. Sonra çıkarıyorum AB ülkelerindeki aynı konuyla ilgili kanun, bizimki çok daha demokratik. ‘Bizimle kıyaslama yapma, biz bundan hoşlanmayız’. ‘Neden?’, ‘Biz üyeyiz, siz adaysınız, üye olmak istiyorsunuz’. Ya standart birdir, üyeye de aynıdır, Avrupa’nın ortak standardı değeriyse adaya da aynıdır. Kim bu standarda yakın, kim bunu ihlal ediyor ona bakarız. Her ülkeye ayrı kriter mi koyacağız? Üye ol, üye olduktan sonra her türlü ihlali yap. Böyle şey mi olur? Ama hiç hoşlanmazlar kıyaslama yapılmasından.”

Çavuşoğlu, Türkiye’de şahısları değil, sistemi güçlendirmek ve istikrarı getirmek istediklerini belirterek, bugüne kadar bunun başarılamamış olmamasının nedeni olarak da koalisyonları ve geçmişte cumhurbaşkanı ile başbakanlar arasındaki anlaşmazlıkları gösterdi.

Bakan Çavuşoğlu, 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye’de belediyelerde uygulanmakta olduğunu ifade ederek, “Seçersin Belediye Başkanını, seçersin Belediye Meclisini, 5 sene sonra yine seçim olur. Esasen şu anda bizim getireceğimiz sistem modeli, Türkiye’de belediyelerde var. Başkan, Belediye Meclisi, başkan yardımcılarını seçer.” dedi.

Güçler ayrılığı, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel prensiplerin ihmal edilemeyeceğinin altını çizen Çavuşoğlu, mevcut sistemde yasama ile yürütme arasında ayrım bulunmadığını söyledi.

Çavuşoğlu, mevcut sistemde yürütmenin başı Başbakanlıkla yasama ve denetlemenin başı Meclis arasında güçler ayrılığı prensibinin fiilen olmadığını anlatarak, “Meclisin görevi yasama ve denetleme. Şimdi denetleme yok. Yasamayı da sen yapmıyorsun. Yeni dönemde yasamayı sadece milletvekilleri yapacak. Yasa tasarılarını sadece milletvekilleri verebilecek. Yeni dönemde (Meclisin) denetim gücü daha da artıyor buna Cumhurbaşkanı da dahil.” şeklinde konuştu.

Güçler ayrılığı prensibinin uygulanabilmesi için bakanların Meclis dışından atanması gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, Hollanda’da da benzer bir uygulama olduğunu aktardı.

Bakan Çavuşoğlu, parlamenter sistemlerde de bakanların dışarıdan atanabildiğine işaret ederek, “Şu andaki sistemde istersen hepsini dışarıdan atayabilirsin. Mevcut sistemde de yürütme ve yasamanın içinden atıyor ki orada kendisine karşı bir şey olmasın. Yani güçler ayrılığı diye bir şey yok şimdiki sistemde.” dedi.

Halk oylamasına sunulan sistemin Türkiye’nin geleceğinin sigortası olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “Türkiye bu referandumla birlikte yeni bir sıçrama yapacak. 15 senede güzel gittik, 79 yılda yapılanın 3-4 katını yaptık ama artık yeni sıçramalar yapmamız lazım ki hedeflerimize ulaşalım.” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet’in anayasal olarak garanti altında olduğunun altını çizen Çavuşoğlu,”Cumhuriyet elden gidiyor diyenlere bayılıyorum. Cumhuriyet nereye gidiyor? Cumhuriyet emin adımlarla 100. yılına doğru ilerliyor.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşların Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapıldığını anımsatarak, “Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız Türkiye ile hiçbir şekilde bağını koparmıyorlar. Bu seçimde de Türkiye için hayati bir karar verecek ve vatandaşlarımız da söz sahibi olacak.” şeklinde konuştu.

“Tüm bunlar bir yana kim ‘hayır’ diyor, Avrupa’dakiler neden ‘hayır’ için bu kadar kampanya yapıyor, PKK neden ‘hayır’ diyor? Türkiye’yi çok sevdiği için mi? FETÖ gece gündüz neden ‘hayır’ için çalışıyor? Tüm bunları da çok iyi değerlendirmenizi istiyorum. Herkesin görüşüne saygımız var bizim. Neticede oy verenlerin hiçbirisine de sen PKK’lısın demiyoruz ama bilerek bilmeyerek onlarla aynı safta da olmamak gerekiyor. Çünkü onlar neden ‘hayır’ diyor, ‘hayır’ için çalışıyor konuşmalarını görmüyor musunuz? ‘Evet çıkarsa bittik’ diyorlar, ‘Şu anda mücadelemiz de çok iyi gidiyor’. Bakmayın siz buralarda ülkelerin destekleriyle buralarda gösteri yaptıklarını. Terörü bırakmadıkları sürece bitecekler. Dağda da şehirde de bunları bitiriyoruz. Teröre müsamaha gösteremeyiz.”

23

Lost Password