Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Chatham House’da konuştu

Erdoğan, düşünce kuruluşu Chatham House’da yaptığı konuşmada, Türkiye’nin El-Bab ve Afrin’e girdikten sonra çekilen fotoğraflar ile Halep’te, Doğu Guta’da, Rakka’da yapılan operasyonlar sonrası çekilen fotoğrafların karşılaştırılmasını istedi.

“Hiçbir söze gerek yok, farkı orada göreceksiniz.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin güvenli hale getirdiği yerlerin, Doğu Guta ve Humus başta olmak üzere rejimin katliamlarından kaçan Suriyelilerin sığındığı yerler haline dönüştüğünü söyledi.

Son günlerde giderek tırmanan bir başka sorun alanının da İran olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz, bölgemizin istikrarı için İran’ın yapıcı katkılarından istifade etmekte yarar görüyoruz. İran ile siyasi diyaloğumuzun, uluslararası toplumun da menfaatine olduğunu kesinlikle düşünüyoruz. İran’ın nükleer programı konusunda ortaya konan kapsamlı ortak eylem planı, korunması gereken önemli bir diplomatik başarıdır. Uluslarası Atom Enerjisi Ajansının tüm raporlarında İran’ın bu plana uyduğu belirtiliyor. İran’la tesis edilecek iyi ilişkiler aynı zamanda istikrarlı, demokratik, müreffeh ve birleşik bir Irak’ın geleceği bakımından da önemlidir. Seçimlerin henüz yeni yapıldığı bu ülkede, uzlaşma ve kapsayıcılık ilkeleri çerçevesinde bir hükümetin kurulmasını bekliyoruz.”

– “Libya halkını destekliyoruz”

Erdoğan, Yemen ve Libya’daki gelişmelere de dikkati çekerek, Yemen’deki krizin dördüncü yılına girdiğini, sorunun giderek daha karmaşık bir hal aldığını ifade etti.

Ülkedeki insani kriz ve kaosun en çok DEAŞ ve El-Kaide gibi terör örgütlerine yaradığına değinen Erdoğan, “Türkiye olarak, Yemen’in toprak bütünlüğü temelinde kapsayıcı bir siyasi çözümden yanayız.” dedi.

Libya’nın da birlik içinde olmayı ve hızla normale dönmeyi hak eden bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, 2015’te imzalanan Libya Siyasi Anlaşması’nın bu konuda önemli bir imkan olduğunu kaydetti.

Erdoğan, Libya’da uzlaşmayı sağlamak ve ülkeyi yeniden inşa etmek için çalışan Libya halkını, başkanlık konseyini ve milli mutabakat hükümetini desteklediklerini bildirdi.

Körfez ülkeleri arasındaki gerilimi yakından takip ettiklerini belirten Erdoğan, Körfez bölgesinde barışın ve huzurun kalıcı olmasını diledi.

– “Adeta fitil ateşlemesi”

İsrail-Filistin geriliminin, Ortadoğu bölgesini on yıllardır istikrarsızlığa sürükleyen en önemli sorunların başında geldiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz, 1967 sınırları dahilinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılığa sahip bir Filistin devletinin kurulmasının, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi için yegane yol olduğunu hep söyledik ve söylüyoruz. Bugün ABD’nin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma yönündeki kararını, özellikle de uygulama noktasında çok çok talihsiz buluyoruz. Uluslar arası hukuku çiğneyen, Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı bu kararı bir kez daha reddediyoruz. Son adımı ile Amerika, çözümün değil, sorunun bir parçası olmayı tercih ederek Ortadoğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü yitirmiştir, kaybetmiştir. Uluslar arası toplum bir an önce üzerine düşeni yaparak İsrail’in artan saldırganlığını ve Filistin halkına yönelik ihlallerini sona erdirmek için süratle harekete geçmelidir.”

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak bu atılan adımın insanlığın barışına hizmet etmediğini, tam aksine bölgenin ve insanlığın birbirine düşmesi, bölgeyi karıştırmak için adeta bir “fitil ateşlemesi” olduğunu dile getirdi.

-“Müzakere süreci ziyadesiyle siyasileştirilmiş, zorlaştırılmıştır”

Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinin tarihi derinliğe sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa’nın ve neredeyse tüm Avrupa kurumlarının bir parçası, çoğunun da kurucusu olan bir ülkeyiz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik, her şeye rağmen stratejik hedefimiz olmayı sürdürüyoruz.” dedi.

Erdoğan, Türkiye olarak katılım sürecinde üzerine düşeni en başından itibaren samimi bir gayretle yerine getirdiklerini ifade ederek, şunları aktardı:

“Buna rağmen, teknik bir konu olan müzakere süreci, ziyadesiyle siyasileştirilmiş, zorlaştırılmıştır. Diğer yandan Türkiye’de Arnavutluk nüfusundan daha fazla Arnavut, Bosna-Hersek’tekinden daha fazla Boşnak yaşıyor. Türkiye, böyle bir ülke. Buna rağmen bölgeye sınırı dahi bulunmayan bazı ülkeler, Türkiye’yi Balkanlar’da hasım bir güç gibi göstermeye çalışıyor. Böyle şey olur mu? Biz Balkanlar’ı bir nüfus alanı olarak değil iş birliği alanı olarak görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs konusunda da değerlendirmelerde bulunarak, “Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye’nin güçlü desteğiyle yarım asırdır hep çözüm yönünde çaba harcamıştır. Kıbrıs Rum tarafı ise bir türlü Kıbrıslı Türkler ile siyasi eşitlik temelinde ortaklık kurmaya yanaşmamıştır. Rum tarafı, Doğu Akdeniz’deki tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerini sürdürmekte ısrar ederse, bölgedeki güvenlik ve istikrar sürekli tehlikede olacaktır. Bunu açık ve net söylüyorum.” diye konuştu.

– “Çin önemli aktör”

Güney Kore ve Kuzey Kore arasındaki gerilimin yerini barış atmosferine bırakmış olmasından memnuniyet duyduğunu aktaran Erdoğan, Güney Kore’ye yaptıkları ziyarette bu düşüncelerini dile getirdiğini söyledi.

Erdoğan, Çin’in de bölgede ve dünyada son derece önemli bir aktör olduğunun altını çizerek, “Çin’in kuşak ve yol girişimi uzun vadede son derece önemli etkileri olabilecek projedir ve biz bu projenin içerisinde önemli bir aktörüz. Türkiye olarak, Çin ile Avrupa arasında önemli bir ticari ve insani bağlantı olacak tarihi İpek Yolu’nun canlandırılması girişimine destek veriyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, Kafkasya ve Orta Asya’da da kalıcı barış, kalkınma ve refah için tüm girişimleri desteklerini vurgulayarak, “Bu tabloda eksik olan tek ülke Ermenistan’dır. Ermenistan yönetiminde makul bir yaklaşım ve aklı selim göreceğimiz günleri de özellikle bekliyoruz.” dedi.

Afganistan’daki güvenlik durumunun da kırılganlığını sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“İstikrar ve güvenlik sağlanması için NATO’nun Afganistan’daki kararlı destek görevinde yer almaya devam edeceğiz. Afganistan odaklı bölgesel iş birliğinin geliştirilmesi konusunda da çalışmalarımız var.

Rohingyaların yaşadığı insani trajedi, bölgenin ötesinde küresel boyutta sorunlara ve güvenlik risklerine neden olabilecek niteliktedir. Bangladeş’te bulunan ve yakın bir gelecekte de evlerine dönmeleri pek mümkün görünmeyen Rohingya mültecilerinin hayat şartlarının iyileştirilmesi gayretlerini destekliyoruz. Uluslararası toplumun Rohingya Müslümanlarına daha çok destek sağlamasını bekliyoruz.”

– “Tarihinin en büyük reformları bizzat bizim dönemimizde gerçekleşti”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 24 Haziran’da Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Seçimleri’nin yapılacağını anımsatarak, “Ülkemizin, geçtiğimiz 16 yılında iktidarda olan bir partinin genel başkanı olarak vesayetten darbeye kadar maruz kaldığımız tüm saldırılara rağmen, demokrasiden, hukuktan, hak ve özgürlüklerden asla geri adım atmadık. Türkiye, demokraside ve ekonomide tarihinin en büyük reformlarını bizzat bizim dönemimizde gerçekleştirdi.” diye konuştu.

Reformları devam ettirme kararlılığında olduklarını vurgulayan Erdoğan, “Dış politikada da aynı şekilde bölgesel ve küresel barışın, istikrarın ve adaletin sağlanmasına yönelik çabalarımızı bundan sonra da sürdüreceğiz.” dedi.

Erdoğan, İngiltere ile yakın iş birliğini yeni dönemde daha da ilerleteceklerine inandığını dile getirdi.

Chatham House’daki programda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.