Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog Toplantısı sonrası ortak basın toplantısı düzenlendi

Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog Toplantısı’nın ardından Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonunun Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn ile ortak basın toplantısı düzenleyen Çavuşoğlu, Türkiye ile AB arasındaki diyalog ve iş birliğinin devam etmesinden yana olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mayıs ayında AB liderleriyle yaptığı görüşmenin ilişkilerde “yeni bir sayfa”nın açılmasına vesile olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, belirlenen yol haritası çerçevesinde karşılıklı ziyaretlerin sıklaştığını, çalışmaların daha verimli hale geldiğini ve iş birliğinin giderek arttığını bildirdi.

Bugünkü toplantının da yol haritasının uygulanması bakımından önemli olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Türkiye ve AB’yi ilgilendiren katılım müzakereleri, enerji, gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi, terörle mücadele, göç anlaşmasının uygulanması gibi konuları değerlendirdiklerini kaydetti.

Türkiye ile AB arasındaki iş birliğinin neticelerini verdiğini ve Yunan adalarına geçen kaçak göçmen sayısında yüzde 99’luk bir azalma olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye olarak yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. Avrupa Birliği de yükümlülüklerinin bir kısmını yerine getirmiştir. Bazı konularda eksiklikler var. Bu eksiklikleri nasıl gideririz bugün bunu da değerlendirme fırsatı bulduk. Özellikle Suriyeli göçmenlere aktarılması gereken yardım miktarı ve gönüllü yerleşim gibi bazı konularda eksiklikler var. Ama diğer taraftan vize serbestisi ve geri kabul anlaşmasını da bu göç anlaşmasına bağlamıştık. Bunların da uygulanmasıyla ilgili adımlarımızı birlikte atmaya devam etmeliyiz.”

– Bölgesel meseleler

Katar ile bazı Arap ülkeleri arasındaki kriz, Suriye, Irak, Libya, İran, Ortadoğu barış süreci, Rusya ve Ukrayna gibi bölgesel konuları da görüştüklerini aktaran Çavuşoğlu, Türkiye ile AB’nin bu konulara bakış açılarının büyük oranda uyum gösterdiğini vurguladı.

Bölgenin istikrarı, barışın sağlanması ve huzurun tekrar temini için bugüne kadar AB ile hareket ettiklerini söyleyen Çavuşoğlu, Katar ile bazı Arap ülkeleri arasındaki krizin bir an önce çözümü için de çaba sarf ettiklerini anlattı. Çavuşoğlu, bu minvalde Mogherini’nin Kuveyt ziyaretini de “faydalı” diye niteledi.

Suriye’de ateşkesin tesisi, siyasi çözüme ulaşılması ve ülkenin yeniden imarı konusundaki çalışmaları da sürdürdüklerini belirten Çavuşoğlu, Irak konusunda da sadece Musul’un DEAŞ’tan temizlenmesinin yeterli olmadığının, Irak’ın bütün sorunlarının aşılabilmesi için Irak’a desteğin devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Libya’da da bir “belirsizlik” bulunduğuna işaret eden Çavuşoğlu, birlik ve beraberliğin sağlanması ve terörle mücadeleye destek olunması gerektiğini kaydetti.

– İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlalleri

İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerine de değinen Çavuşoğlu, “Harem-i Şerif’teki İsrail’in uygulamalarını doğru bulmadığımızı özellikle vurguladık. Bu konuda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Zirve Başkanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ve bizlerin yoğun gayretleri var. İsrail’in attığı adımlar var. Durumun bir an önce normalleşmesi gerekiyor. Ve bir daha bu tür sorunların tekrar edilmemesi gerekiyor. Önümüzdeki hafta İİT İcra Komitesi Bakanlar Toplantısı’nı da İstanbul’da gerçekleştireceğiz.”

– “Demokratik muhalefetle teröristleri bir tutmamak gerekiyor”

Türkiye-AB ilişkilerindeki sorunların aşılması için diyalog ve iş birliğinin devam ederek güçlenmesi gerektiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, anlayış farklılıklarının da giderilmesi gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’deki demokratik muhalefetle teröristleri ve teröre destek verenleri bir tutmamak gerekiyor. Elbette Türkiye’de demokratik muhalefet var. Halkın iradesiyle meclise veya diğer kurumlara seçilenler var. Fakat bunların içinde terör örgütüne silah taşıyanlar da var. Diğer demokratik muhalefetle terör örgütüne silah taşıyanları bir tutarsak o zaman halkın iradesine de saygısızlık yapmış oluruz.

Aynı şekilde gazeteci olsun, sivil toplum örgütü olsun fark etmez. İşini düzgün yapan gazeteci, özgürce yapan gazeteciyle terör örgütüne doğrudan destek veren adı ‘gazeteci’ varsa bunları da ayırmak lazım. Gazeteci kimliğine sahip olmak her türlü suçu işlemeyi meşru göstermez veya başka bir meslek de olabilir. Hain darbe girişiminin içinde bulunan ve bu darbe girişimine aktif destek veren kim olursa olsun, ister gazeteci ister asker ister polis ister siyasetçi fark etmez, hepsi aynıdır, birini diğerinden ayıramayız. O yüzden gerçek demokratik muhalefetle teröre destek verenleri ayırt etmezsek, bu ayırımı bilmezsek o zaman sorun orada başlar. Bunu çok iyi bir şekilde tespit edip ayırt etmek lazım. Bu konularda her türlü bilgiyi biz AB’ye vermeye, bilgiyi paylaşmaya hazırız, bugüne kadar yaptığımız gibi bundan sonraki süreçte de yapacağız. Avrupa kurumlarıyla da bu süreçte yakın iş birliğimiz var. Avrupa Konseyinin tavsiyelerini yerine getiriyoruz. Olağanüstü hal (OHAL) dönemindeki uygulamaların incelenmesi için bir komisyon kurduk.”

Lost Password