“Türkiye’de Uluslararası İlişkilerin Önemi” başlıklı konferans

Sabahattin Zaim Üniversitesi Siyaset Kulübü’nün düzenlediği “Türkiye’de Uluslararası İlişkilerin Önemi” başlıklı konferansta konuşan Çavuşoğlu, Türkiye’nin, mazlumların yardımına koşan bir ülke olduğunu, eğitimde de artık dünyanın her yerinde bulunduğunu söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, uluslararası ilişkilerde gücün önemli olduğuna işaret ederek, “Ekonominiz güçlü olacak. Ekonominiz ne kadar güçlüyse biraz önce söylediğim faaliyetleri de o oranda yapabilirsiniz.” ifadesini kullandı.

Ayrıca ihtiyaç duyulduğu zaman sınırın ötesinde terörle mücadelede dahi gücün gösterilmesi gerektiğini dile getiren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Yani uluslararası ilişkilerde ‘hard power’ dediğiniz o sert gücünüzü yeri geldiği zaman hainlere karşı göstermeyi bileceksiniz. Bu kapasiteniz olacak. Ama kalıcı olmak için yumuşak güç dediğimiz ‘soft power’ dediğimiz gücünüzü tüm insanlık hissedecek. Türk Hava Yolları (THY) dahil tüm kurumlarımızla biz yumuşak gücümüzle dünyanın her yerinde varız. Bizim gibi bir ülkenin, bu coğrafyada yaşayan bir ülkenin etrafında yaşanan sorunları çözmek için çok yoğun çaba sarf etmesi lazım. Bu bize yansıdığı için de önemli fakat etrafımızdaki krizler, yönetilemeyen ülkelerdeki sorunlar çözülmezse bizim bu bölgede ne kadar istikrarlı bir ülke olarak kalabileceğimiz başka bir şey, bizim milli çıkarlarımıza ne kadar tehdit oluşturacak başka bir şey, buralardaki çıkarlarımıza ne olacak bu da ayrı bir şey.

Ama tüm bu detaylara bir de insani açıdan baktığınız zaman bu sorunların çözülmesi için katkı sağlayacaksınız. Yani uluslararası ilişkilerde kriz yönetimi çok önemlidir. Bugün Türkiye’nin dış politikasının önceliklerinden bir tanesi de kriz yönetimidir. Suriye’deki gelişmeleri takip ediyorsunuz, şu son bir yılda, özellikle Halep krizinden bu yana Türkiye’nin üstlendiği roller sayesinde sahada ateşkesi belli bir düzeyde konsolide ederken, siyasi çözüme doğru Suriye’nin gitmesinde en önemli aktör Türkiye’dir. Bugün ABD’nin Suriye’den çekilme kararında da en önemli aktör Türkiye’dir, aldığımız kararlar sayesinde ama bir ülkenin çekilmesi, oradaki boşluğu kimin dolduracağı ve terör örgütleriyle mücadele, Suriye’nin toprak, sınır bütünlüğü ve siyasi süreç…”

– “Kudüs, Filistin konusunda susmayan tek ülke Türkiye”

Suriye’deki gelişmelere değinen Çavuşoğlu, “Suriyelilerin yürüttüğü ve Suriyelilerin sahiplendiği bir siyasi çözüm istiyoruz. Küçük grupmuş, diğer grupmuş, Uluslararası Suriye Destek Grubuymuş veya DEAŞ’a karşı koalisyonmuş gibi formatlarda kimsenin Suriye’ye bir anayasa dayatmasına da izin vermeyiz. Çünkü Suriyeliler bunu müzakere edecekler. Hukuki danışmanlık mı? Evet verelim. Onlara uzman desteği ihtiyaç varsa verelim ama kendi geleceklerini kendileri belirlesin. BM çatısı altında Suriye’de siyasi bir çözüm için en önemli aktörlerden bir tanesi Türkiye olmuştur. Irak’ta seçimden sonra hükümet kurulurken biz, Irak’ın yeniden inşası için kafa yormazsak bir taraftan çıkarlarımız için de geç kalırız, bir taraftan yanı başımızdaki Irak’ta kapsayıcı bir hükümet kurulmazsa ve eskiden yapılan hatalar tekrarlanırsa veya başkaları burayı yönetmeye kalkarsa birçok riskler oluşabilir. İşte yanı başımızdaki Irak’ın yeniden istikrara kavuşması ve de yeniden inşası için çok katkı sağlayan ülke Türkiye’dir. Kuveyt’teki konferansta da 5 milyar dolarlık taahhüdü ile en yüksek taahhütte bulunan ülke Türkiye’dir.” şeklinde konuştu.

İş adamlarının oradaki yatırımlarında ve üstleneceği projelerde bu krediden faydalanacağını ifade eden Çavuşoğlu, bunların hepsinin detaylı şekilde düşünülüp, planlanması gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Ukrayna krizinin çözümündeki rolüne de değinerek, Türkiye’nin kriz yönetiminde objektif, dengeli ve adaletli olduğunu, hiçbir gizli gündeminin bulunmadığını, Yemen’deki, Libya’daki sorunu da çözmek için çaba sarf etmek gerektiğini belirtti.

Krizlerin, insani boyutunu kesinlikle ihmal etmemeleri gerektiğini, mazlumlara sahip çıkan bir ecdadın torunları olarak bu anlayışı sürdürmeleri gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Fakat bölgemizde çözümü bugüne kadar dondurulmuş itilaflara çözüm bulamazsak bu itilaflar yer yer gelir, bölgede tırmandırmaya sebep olur.” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Balkanların istikrarı için de çok önemli adımlar attığını dile getirerek, bölgedeki dondurulmuş itilafları da çözmek için gayret sarf edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye için ayrıca milli ve kutsal davalar bulunduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli ve kutsal davaları takip etmek de Türk dış politikasının en önemli sorumluluğudur. Bir tanesi Filistin, Kudüs meselesidir. Kudüs, Filistin konusunda herkesin sustuğu bir ortamda bile bugün Amerika ile iyi ilişkiler kurmak için yarışan bazı Müslüman ülkelerin Filistin’e ‘Sesini fazla çıkarma’ dediği bir ortamda bile susmayan bir ülke vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti’dir, susmayan bir millet vardır o da Türk milletidir. Amerika’nın büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararından sonra faaliyetlerimizi takip ettiniz. İki tane İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi ve her iki zirvenin arkasından da BM Genel Kurulu’na bunu taşımamız ve orada da her ikisinde de ezici bir çoğunlukla ABD ve İsrail’in tüm dünya ülkelerine baskı yapmasına rağmen, tehdit etmesine, taahhütlerde bulunmasına rağmen, çok ezici bir çoğunlukla Filistin’in lehine karar çıkartmamız Türkiye’nin bu girişimciliği ve kutsal davalarına sahip çıkması sayesinde olmuştur. Biz hiçbir zaman bu davayı yalnız bırakmayacağız. Milli davalarımızdan bir tanesi, buna dondurulmuş itilaf da deniliyor Kıbrıs sorununun çözümü için de gerekli adımları atıyoruz. Bu tek başımıza bize bağlı bir konu değil. Garantör ülkeler var ve iki taraf var adada, biz artık diyoruz ki ‘laf olsun’ diye bir müzakereye oturmak zaman kaybıdır. Neyi, nasıl müzakere edeceğiz, takvim belirlensin, sonuç odaklı olsun, artık kaybedecek enerjimiz yok, ne olacaksa olsun. Şimdi aşamadayız. Kıbrıs davasını da tabii ki çok yakından takip ediyoruz.”

– “Bugün insani dış politikada Türkiye, dünyada birinci sıradadır”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin izlediği bu politikaya girişimci dış politika denildiğini ama insani dış politika ihmal edilirse girişimciliğin de bir faydasının olmayacağını belirterek, “Bugün insani dış politikada Türkiye, dünyada birinci sıradadır. Dünyanın en zengin ülkesi değiliz, gidiyoruz oraya doğru, tüm krizlere, sorunlara rağmen ama en cömert ülkesiyiz. Eskiden ‘milli gelire göre en cömert ülkeyiz’ diyorduk, şimdi rakamlarla en cömert ülkeyiz, dünyanın tepesindeyiz. Bununla da gurur duyuyoruz.” diye konuştu.

Nerede mazlum varsa ona sahip çıkmakla gurur duyduklarını dile getiren Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunu Cenab-ı Allah herkese lütfetmez. Dünyanın en cömert ülkesi ve milleti olmak herkese nasip olmaz. Dünyada mazlumların, mağdurların umudu olmak da herkese nasip olmaz. Doğu Türkistan da Sincar da Uygur da Arakan da Somali de Afrika da dahil, dünyada nerede mazlum, mağdur varsa hepsinin umuduyuz, hepsinin de hakkına sahip çıkıyoruz, lafla da sözle de çıkmıyoruz, icraatımızla çıkıyoruz, çıkmaya da devam edeceğiz. İlişkileri stratejik bir şekilde yürütmek de önemlidir. Bir ülkeyle bugün bir sorun yaşarsınız, yarın normalleşirsiniz. Bugün ilişkileriniz çok iyi olabilir, yarın bir konuda anlaşamayabilirsiniz ama temel prensip her ülkeyle ilişkileri her alanda güçlendirmek ise bu anlaşmazlıkları ve uyuşmazlıkları bazen parantez içine alırsınız, bazen de belli bir süre devam etse bile sonrasında üstesinden gelirsiniz. Ömür boyu bunu devam ettirmek gerçekçi bir dış politika olmaz. Uluslararası ilişkilerde duygusallık önemlidir ama reel politikten uzaklaşan bir duygusallığın kimseye faydası olmaz, Türkiye’ye de faydası olmaz.”

Ülkelerle ilişkileri stratejik düzeye çıkartırken eskiden dış politikada sadece birkaç konu olduğunu ancak şimdi ilgilenmeleri ve ilişkileri geliştirmeleri gereken alanların sayısının arttığını dile getiren Çavuşoğlu, “Bugün 15 sene önce imzaladığınız bir ikili anlaşma bakıyorsunuz güncelliğini kaybetmiş, onu revize etmenin yanında ilişkilerin hukuki zeminini de güçlendirmeniz lazım. Serbest ticaret ticaret anlaşmaları, vizelerin kaldırılması gibi atacağınız adımlarla ticaretin önünündeki engelleri kaldırmak ve dünyanın her yerinde firmalarımıza fırsatlar sunmak dış politikanızın önceliklerinden bir tanesidir. Ve bugün uluslararası ilişkilere baktığımız zaman da tüm dünya ülkelerinin bu alanda yani çıkarlarını gözetme konusunda son derece aktif olduğunu görüyoruz. Bizim kimseyle bir rekabetimiz yok ama uluslararası ilişkilerin doğasında var rekabet. Bugün bizim hiç kimseye bir engel çıkarma gibi bir derdimiz yok ama THY’nin büyümesinden rahatsız olan bazı ülkelerin hava yollu şirketleri, THY’nin o ülkeye uçmasını engellemek için ya da uçuş sayısını artırmasını engellemek için neler yapıyorlar neler, bizzat şahit olduğumuz konular var ama üstesinden tek tek geliyoruz.” ifadelerini kullandı.